29 Ağustos 2014 Cuma

SERAFİNA - MİNE DURAN

" O güne kadar çocuk gibi yaşamamışsınız. Meme emmemiş, kucağa alınmamışsınız. Sevgiyi bilmemiş, sevilmemişsiniz hiç. Başınız okşanmamış, sevindirmemiş sizi hiç kimse. Öpmekten, öpülmekten bihaber gelmişsiniz bu yaşa. Gök gürültüsünden korktuğunuzda sığınacak kucak bulamamışsınız. Kimsesizlik denirdi düpedüz bunun adına. "
Yazar : Mine Duran
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Sayfa Sayısı : 261
Tür : Edebiyat, Roman
****
 Okurken zaman nasıl aktı bilmiyorum. Hayrete düştüğüm tanımlar ve karakterlerle süslenmiş bir kitaptı. Her bölümde ayrı bir heyecanla çevirdim sayfaları. Bazı yerlerde 'ne oluyo la O.o ben nerdeyim' misali hislere kapılsam da bu okuma aşkımı körüklemekten başka bir işe yaramadı. 
Kısacası çok sevdimm ^^
Rusya da işlerin sarpa sarmasıyla, karısı ve en küçük kızını alıp Karadeniz üzerinden Türkiye'ye sığınan bir askeri doktor. 
Arkada bıraktığı 3 küçük kızının acısını atlatamayan, acıları katlayarak yok olan bir eş ve hayattaki tek amacı ailesi saydığı insanlara hizmet etmek olan bir dadı. 
Eşinin trajik ölümüyle kendini karamsarlığa bırakan Nicholei bey ardına bakmadan gittiğinde , küçük kızını dadı Anfisa'ya emanet etmişti. Dadı onu, kendince olabilecek en iyi şekilde büyüttü ama bir şey eksikti; Sevgi... 
Sevgisiz ve garip hikayelerle büyüyen bir genç kızın kendi zihninde kurduğu yeni dünyasında, ona yapılan hiçbir kötülük cezasız kalmıyordu.. 
İki dünyası birbirine karıştığında bunu durdurabilecek hiç kimse olmayacaktı..
Gerçekten ürkütücü ve kendine bağlayıcı bir eser.
Keyifli okumalar (:

Puanım:


20 Ağustos 2014 Çarşamba

KARGOM GELMİŞ!! *_*

Evet yine kıytırık cümlelerimin ardı ardına dizildiği bir yazıya başlıyorum.
Yapamam deyip yaptıklarım, en azından yapmaya çalıştıklarım sıralamasında  'yazı yazmak' başı çekiyor sanırım. :P
bana göndermeyi düşündüğü bir kargo söz konusuydu. Göndercem deyip deyip içindekileri bir sır gibi sakladıkça, ben meraktan çatlama rekoruna bir yenisini ekliyordum... 
Ve beklenen kargoma nihayet kavuştum. 
Ama ama o nasıl bir  kargo ki içine Dünyayı alabilmiş. *_* 
Paketi kedilerim Sasa ve Gazoz'la birlikte açtık. Sasa ağırabi misali kıyıdan seyretse de, gazoz epey hevesli karıştırdı.
Evet, burada da kendisini suç üstünde görebilirsiniz. :)
Gazozla birlikte karşılaştığımız güzel hediyelerden bahsedeyim biraz da. Öncelikle Kütüphanemden Kitap Manzaraları tarafından yazılmış sayfalarca olan mektubum vardi *_* (evet mektup. Bizler hala eski çağlarda yasayan mutlu insanlarız..) Gerçi kendisine birazcık baskı uygulayarak, illede destan!! tarzı cümlelere maruz bırakmış olabilirim ama no problem. Söz, bir daha ki mektubuna karışmıycam :D 
Kutunun en üstünde abur cubur ve çikolatalar vardi ki sasa feci sevindi. Hemen bir paketi kırışıp yedik. ^^
Kutunun içinden ağzımın suyunu ırmak edip, su sorunu çözecek (biliyorum iğrencim) kitaplar çıktı.
 Hemen bakalımm.
'Sır Muhafızı' Kütüphanemden Kitap Manzaraları ve Kitap Tutkusu'nun biricik arkadaşı benimde uzaktan göz kırptığım değerli insan Pudra Tozu'ndanmış. Kitaba bayıldımmm. *_*
Zehir Ustası -feci merak ettiğim Velek'in kitabısı- ve Seninle'yi Kütüphanemden Kitap Manzaraları eklemiş. 
Ve tabi ki Tutkunun Güzel Yüzü -esas sürpriz. Ben almayı planlarken içine doğmuş sanırım- ile Mefistonun Öpücüğü ( -_- ) Kitap Tutkusundan. ^_^ 
Hepsi bir içim su gibi, Çok güzeller. *_* (imza: Kitap sapığı ben :D )
  Pandalı kupa bardağım, Winchester çorabım, minik Edirne bebeğim, mavi kalemlerim, sevimli çıkartmalarım ve İstanbul temalı not defterim.. Hele o köşede tam çıkmamış olan siyah kaleme öldüm *_*
Tahmin edersiniz ki Kedili bardağımla olan bağım bir başka. 
Pandalı çorabı giyebileceğimi ise sanmıyorum. Çok şirin bea. Nasıl kıyarım. 
Tatlı çay tabakım vee mavi anahtarlığım.. Hemde otobüs biçimindee. Hepsi çok çok güzeller. 
Teşekkür amaçlı hunharca sarılmak isterdim *_*
 Ve ve tabi ki unutmadan, Kütüphanemden Kitap Manzaraları seçimi benim muhtaşemm telefon kılıflarımm. 
Evet. yine mavi :D
Son olarak kutudan çıkan, kalp krizi sebebi ayraçlarımm. 
Kitap okumak tarih oldu *_* Onlara bakmaktan nasıl okuycam ben -_-
  Bitti!
Daha ne olsun dediğinizi duyar gibiyim.. 
Mesela kutuya kendilerini koyup gönderselerdi ne kadar süper olurdu. Gıkım çıkmazdı ^^
Herkese keyifli günler dileyip ben kargomla mutlu olmaya gidiyorum. :)

19 Ağustos 2014 Salı

BANG BANG GELİYOR!

Onu yazayım bunu yazayım derken gördüğüm teaser hepsini bir kenara itti.
 Film; amerikan yapımı olan Knight and Day filminin Bollywood'a uyarlanmış versiyonuymuş.
Uyarlanmış olan 2010 yapımı orjinal filmin konusu şöyledir; 
Tek başına hayat mücadelesi veren June Havens (Cameron Diaz), kardeşinin düğünü için aceleyle şehir dışına çıkmak zorunda kalır. Hava alanında ufak kazalar sonucu Milner’la (Tom Cruise) tanışır ve bu tanışmanın ardından istemeyerek de olsa bir dizi maceranın içinde kendisini bulur. Gizli ajan Milner ile tanışmalarına vesile olan bu ilginç tesadüfler yine de peşini bırakmayacak ve son gizli görevini yerine getirmek üzere olan Milner ile uzun yolculuklara çıkacaktır...
****
Açıkçası ben bu filmi izlememiştim :P  
Şimdi Siddharth Anand yönettiği, Hrithik ve Katrina'nın başrolünü paylaşmış olduğu Bang Bang film fragmanını görünce merak ettim ve biraz araştırdım. Evet sanırım 2 Ekim, yani Bang Bang'ın çıkış tarihine kadar izlesem fena olmaz :P
İtiraf etmeliyim ki Bang Bang şimdiden benim favorim ^^
 Aksiyonun sahneleriyle ve Müzikleriyle harika bir film olacak sanırım..
İşte beni heyecanlandıran Teaser; 

Kopta gel 2 Ekim.. kim tutar seni :D

5 Ağustos 2014 Salı

DHOOM 2


 Yönetmen : Sanjay Gadhvi
Tür : Aksiyon, Gerilim, Polisiye
Senaryo : Vijay Krishna Acharya
Yapım Yılı : 2006
Ülke : Hindistan
Süre :152 dakika
Oyuncular : 
Aishwarya Rai Bachchan ,
Hastayım ki sana ben *_*

  Hrithik Roshan ,
*_*

  Abhishek Bachchan ,

  Bipasha Basu ,


  Uday Chopra,
ve Adamım Ali ^^
****
Sınavlar + internetsiz geçen bir dönemim yüzünden hala DHOOM 3'ü izleyememiş biri olaraktan bari boş durmayayım 2'yi aradan çıkartayım dedim.Bu film bollywood tarihimde ayrıcalıklı bir yere sahip. Neden mi?  Hem Aishwarya hem de Hrithik başrölde.. Bu ikilinin filmlerine bayılıyorum. 
Evet, hatta hepsini izlemiş bile olabilirim :P
Aish bu filmde aynı zamanda kocasıylada birlikte röl almış. ( Abhishek'in yerinde olsam feci kıskanırdım. )
Neyse, fazla kaptırmadan konuya geçeyim. Dedektif Jix yeni bir soyguncunun peşindedir. Ama bu kez olay uluslararası boyuttadır. karşılarındaki kimlik değiştirme üzmanı usta bir hırsızdır. Çaldığı eşsiz ve kıymetli şeylerle, ismini dünyaya kazımaya niyetlidir.
Ta ki umulmadık bir anda karşısına çıkan Sunehri tüm planlarını değiştirinceye kadar. 
Ama ama bu sahnee *_* :'(

Dedektif Jix yine harikalar yaratıp üstün zekasını konuşturmaya devam ediyor.
Aaa unutmadan bir de Ali var tabi :D ya adam oyuncunun dibi yaa.. Hayal kurma hızına hastayım :))
Aksiyon ve sınırların ötesine taşan macera sizi içine çekecek. Aşkın ardına gizlenmiş planlarla şaşıracak ve finaline bağlanacaksınız... diyorum gerisi size kalmış. :))
Son olarak, Seriye DHOOM 1 değil de bu filmle başlamıştım. Kaç kez izledim veya izlerim bilmiyorum ama 'DHOOM 2' vazgeçilmezimmm ^^
İzleyin izlettirin efem :D

Trailer;


Evrimin ikinci aşaması Dhoom machale;



İyi Seyirler :)

31 Temmuz 2014 Perşembe

MASUMİYET ÇAĞI - EDİTH WHARTON

"Aşkın dokunuşlarla beslendiğini biliyordu; ama kemiklerinden bile daha yakın olan bu tutku, dokunmayı gerektirmiyordu."
"Oradaydılar: birbirine yakın ve güvende; ama farklı kaderlerinede bir o kadar bağlı. " 

Orijinal İsim : The Age of İnnocence
Yazar : Edith Wharton
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Gizem Genç
Sayfa Sayısı : 359
Tür : Edebiyat, Klasik, Aşk

****
Tanıtımdan :  Kendisini kıta Avrupa'sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa'dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı. 
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu. 
May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer'ın kalbi ise Madam Olenska'daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer'a duyduğu sevgiden... 
Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti? 
Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika'da da Avrupa'da da aşktı... 
****



Yazarın okuduğum ilk kitabı ve farklı bir kalemi oluğu inkar edilemez. Genel olarak çabuk sıkılan yada ayrıntılarla başa çıkamayan biri olan ben, Masumiyet Çağı'nı okurken 1800'lü yılların New York'unda, tüm o isimlerin, moda kurallarının, ünvan savaşlarının, nefretleri ve akrabalık ilişkilerinin.. Kısaca yazarın bu kadar çok ince detayı, bu kadar ustalıkla sıralayarak anlatabilmiş olmasına hayran kalarak okudum.  
İlk kez kitabın tanıtımını da ekliyorum. Bence kitap için biraz yanıltıcı olmuş gibi. 
Archer ile evlenmek için entrikalar kuran 'May' , ayrı olduğu halde ünvanı ve parasını kaybetmemek adına kocasından boşanmayan 'Madam Olenska'..
Archer'ın alışılmışın dışını özleyen ve özgür olmak isteyen ruhu.
 Tanıtımı okuyunca, beklediğimden farklı ve etkileyici karakterlerle karşılaşmak beni şaşırtsa da sevdim.
Kitap, sessizce gözlerde ve yüreklerde yapılan anlaşmalar, yarım kalmış duygulardan ibaret gibi..
Klasik tutkunları için bir ziyafet.
Son olarak değinmeden geçemeyeceğim, her bir detayın ayrıntılarıyla işlenmiş olduğu kitapta finali çok yavan buldum :P
Keyifli okumalar ^^

Puanım:




5 Temmuz 2014 Cumartesi

BENİM İÇİN ÖL - AMY PLUM


Ve sonra, kafamda ağır ağır şu iki kelime canlandı: Ben seninim!..


Kitabın Adı : Benim İçin Öl
Orijinal Adı : Die For Me
Yazar : Amy Plum
Serinin Adı : Revenants
Seri Kitap Numarası : 1
Yayıncı : Akılçelen Kitaplar
Çevirmen: Esra Çakıruylası
Tür : Paranormal, Genç Yetişkin, Romantik
Yayın Tarihi : Ocak 2012
Sayfa Sayısı : 351

***
Yine konuya balıklama dalma hakkımı kullanıyorum.Arka kapak yazısı yazmak tarzım değil ne yapabilirim :/
 Başlarda bana fena halde klasik tarz gençlik kitapları hatırlattığını söylemeliyim. Yabancı bir yere taşınmak zorunda kalmış, kendi halinde bakımsız, kitap ve sanat düşkünü, ergen olsa da yaşından fazlasıyla olgun davranan genç bir kız ve inanılmaz derece de yakışıklı ulaşılmaz bir çocuk.. (fantastik tarafı anladınız sanırım :P) 
 Hatta itiraf edeyim tahmin bile yürüttüm. Simdi kitap Paranormal ya, kız çocuğa aşık olacak, oda 'nayır aşkımız imkansız birlikte olamayız' tarzı bir şeyler söyleyecek, kız da kendini iyice harap edip aşk acısıyla kavrulacak falan filan dedim.
 Ops!!  Hiçbiri tutmadı. 
Öncelikle çok farklı bir kurgusu vardı. Fantastik karakterlerin hastası olan bana, yeni bir tür kazandırdı diyebilirim. Var olan bir türe yeni bir boyut kazandırmış ta olabilir, her neyse. 
Katie, anne ve babasını bir kazada kaybetmiş genç bir kızdır. Ablasıyla birlikte Fransa'da yaşayan babaanne ve dedelerinin yanına taşınırlar. Georgia, ne kadar aktif ve dışa dönük ise Katie'de tam tersidir. Georgia, ailesinin ölümünü geceleri dışarıda, yeni arkadaşlar  ve farklı mekanlarla unutmaya çalışırken, Katie ise girdiği depresyon yüzünden günden güne kötüleşir. Bir gün Georgia'nın sözünü dinlemeye karar verir ve tek dostu olan kitaplarını alarak, çıkıp dışarılarda bir yerler de, bir kafe de okumaya karar verir. Öyle de yapar. Gittiği kafenin ücra bir köşesinde, kahvesini yudumlayıp kitabına dalmak üzereyken tahmin edin kimle göz göze gelir. Evet, esas oğlanımız Vincent, göz kamaştırıcı yakışıklılığı ile tabiri caizse Katie'yi çarpar.. Klasik bir ilk görüşte aşk senaryosu diyebilirsiniz ama olay devamında patlak veriyor tabi ki. 
Bir gece yürüyüşe çıkan Katie ve Georgia'nın tesadüfen tanık oldukları şeyler sayesinde işler karışır. Gördüklerini anlamak için zeki kızımız Katie, ufak bir ajanlık girişiminde bulunur ve kendini bilmediği bir dünya ve farklı bir maceranın içinde bulur. Kurtarılan hayatlar ve iyilik adına feda edilen canlar.. Devamında gelişen olayların sizi sarıp, içine çekeceğine eminim. 
 Yerine getirmek zorunda olduğum sorumluluklar yüzünden sürekli okuyamasam da hiç 'nerede kalmıştım' dedirtmeyen bir kitaptı. Akıcı bir yazım+çeviriye sahipti. Sondan başlamasıyla ünlü biri olarak şunu da eklemeliyim ki kapağa bayıldım ^^ tek yadırgadığım kısım her şeyin aşırı hızlı gelişmiş olmasıydı sanırım. Belki kitabı sevdiğim için de bana kısa gelmiş olabilir, her neyse..
 Ve son olarak Fransa'nın tek sevdiğim yanı Peugot otomobilleri olmasına rağmen, bu kitap tüm ön yargılarımı yıkmış olabilir. 
İkinci kitap için sabırsızım ^^
 
Puanım: 


9 Haziran 2014 Pazartesi

PİRİ REİS'İN SIRRI - CENK KAYAKUŞ

"Şans, tesadüflerden ilham alan bir şairdir. Bize de yazdığı dizeler arasında kaybolmak düşüyor sadece..."

Yazar : Cenk Kayakuş
Eser Alt Başlık : Bir Hakan Geda Macerası
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Tür : Macera, Gerilim
Sayfa Sayısı : 398

***
Geçmişin ve günümüzün harmanlandığı birkaç kitap okumuştum. Bazıları çok sıkıcıydı, hatta kara listemde olanlar bile var.. Bazılarıda ise eh işte, olayı anlamaya çalışırken birazcık bocalamış olsam da hikayeleri güzeldi.
 Piri Reis'in sırrı da başlarda o tarz kitapları anımsattı ve giriş kısmındaki açıklamalar, detaylar beni biraz yordu. Ama kısa sürede hikayenin akışına kapıldım ve bambaşka bir macerada buldum kendimi.. 
Birçok hayat hikayesi ve onlarca duygu bir aradaydı. 



Piri Reis'in haritaları üzerinde araştırma yaparak, kayıp 20 yılı üzerine teorik kitaplar yazan Fikret Mansur bir gün esrarengiz bir biçimde kaçırılır.  
Öte yandan, Piri Reis'in son ikametgahı olan Kilitbahir'de restorasyon işlemleri sırasında bir keşif yapılır. Bulunan belgeler incelenmek için Hakan Geda'nın da içinde olduğu arkeoloji ekibine gönderilir. 

  Piri Reis, o haritalarla ne anlatmak istemiştir ve satırlara saklanmış sır nedir? Hakan ve ekibi sırrı çözebilmek için, konu hakkında bilgisi olabilecek herkesi toplarlar ama en çok ihtiyaç duydukları ismin, yani Fikret'in kaçırılmış olduğunu öğrenirler. Bağlantıyı kurabilmek ve kayıp profesörü bulabilmek adına kendilerini büyük bir maceranın kollarına atarlar.
Diğer tarafta, denizin millerce ötesinde, içinde milyonerlerin bulunduğu dev transatlantik Somalili korsanlar tarafından soyulup esir alınır. Korsanların bunu yaparken ki amaçlarının ne olduğuna ise çok şaşıracaksınız. 
Birçok farklı konunun aynı döngüde olması kafamı karıştırsa da, sonu çok güzel bağlanmıştı. Her şey, tüm olaylar örgüsü, bir zincirin halkaları gibi ardı ardına dizildi ve buluştu. Bu yönünü çok sevdim.  Bir Hakan Geda macerası içinde olmak muhteşemdi. Okudukça hayrete düşeceğiniz satırlar sizi bekliyor diyebilirim. ^^

***
Buda kitapta bahsi geçen Kilitbahir Kalesi. Tarih içerikli romanlar okumayı sevme nedenlerimden birisi de bu sanırım. Bana bilmediğim şeyleri, farkında olmadığım güzellikleri gösteriyor. Mimarisi gerçekten muhteşem *_*



Keyifli okumalar ^^ 

Puanım: