Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2017 Pazar

KÜL - SHANI PETROFF & DARCI MANLEY (Okuyan Kızlar Kulübü Distopya Etkinliği)

" Kaderin armağanı, tehlikeli bir sorumluluktur. Geleceğin gücüyle birlikte gelir."
Orjinal Adı : Ash
Yazar : Shani Petroff, Darci Manley
Tür : Fantastik, Distopya
Sayfa : 464
YayınEvi : Novella Dinamik
Çeviri : Tuba Özkat

Seri : Destined
*****

Doğduğumuz anda tayin edilen bir kaderimiz olsaydı? Seçme şansımızın olmadığı ve belirlenen zamanda, belirlenen şekilde yerine getirmek zorunda olduğumuz bir görev için yaşıyor olsaydık. Görevimizi geciktirdiğimiz ilk saniyede sınıf farkı gözetmeksizin ölümle cezalandırılacağımızı bilseydik? 
Düşüncesi bile çok zor değil mi?
Peki, böyle bir Dünya'ya 'Kül' sayesinde adım atmaya ne dersiniz?
Dünya, Büyük bir salgında nufusunun yüzde doksanını çok kısa sürede kaybettikten sonra, yönetim insanların kaderini doğdukları ilk 45 dakikada tayin ederek yeni bir sistem oluşturur. Halka sisteminde insanlar renklerle sınıflandırılır. 
   Merkezdeki ve en önemli renk Mordur. Her konuda ayrıcalıklıdırlar ve diğer renklerden üstündürler. Kırmızı, Yeşil, Sarı, Kahverengi, Barut rengi ve Kül rengi diğer halkaları oluşturur. Herkesin yerine getirmesi gereken bir kaderi vardır. Bazen bir yolu karşıya geçmek, bazen de sadece ölmek.
 Morların gözdesi olan Madden'in görevi geleceğin en genç yediler bakanı olmakken, Kül halkasından olan Dax'ın kayıtlara geçmiş bir kaderi bile yoktur. Kaderi olmayanlara Renksizler adı verilir. 
Dax'ın ağabeyi Aldan'in kader gününde yaşananlar bu ikiliyi, Dax ve Madden'i birbirine bağlayan olayları ve büyük bir kargaşayı da beraberinde getirecektir...  

*****  
Dikkat çekici konusu ve güzel tasarımı sayesinde kitabı çok merak ediyordum. Ama İtiraf etmek gerekirse kitabın ilk yüz sayfası bitmek bilmedi. >_<  Konuya odaklanmakta ve anlamakta biraz zorlandım.. Ne zaman bir hareketlilik olacak? Esas konu ne zaman gün yüzüne çıkacak diye sabırsızlandım. Sonraki sayfalarda beklediğimdende iyi bir olay örgüsüyle karşılaştım ve kitabın nasıl bittiğini fark etmedim. 
Son sayfayı okuduktan sonra yaptığım ilk şey 'Morotesi' isimli ikinci kitabı aramak oldu ama maalesef kendisi henüz ortalarda yok. :/
En kısa sürede elimizde olması temennisiyle yazıma son verirkene, beni etkinliklerine davet eden Okuyan Kızlar Kulübüne teşekkür eder gözlerinden hunharca öperim. Gülen iblis ifadesi

Herkese Keyifli Günler (:
 Puanım : 

11 Şubat 2017 Cumartesi

THANATOS - LARISSA IONE

Tek yapabildiği Ölüm'e bakmaktı. Gerçekten, Ölüm tam karşısında duruyordu!..

Orjinal Adı : Lethal Rider
Yazar : Larissa  Ione
Tür :  Paranormal, Günümüz Aşk, Yetişkin
Sayfa : 506
Yayın evi : Arunas Yayıncılık
Çeviri : Gül Melis Taze
Seri : 
1 : Ares
2 : Limos
3 : Thanatos
4 : Raseph
****
Herkese Merhaba 😊
Uzun, gerçekten uzun bir aradan sonra yeniden bir şeyler yazmaya çalışmak tuhaf hissettiriyor. Bir araya getiremediğim kelimeler, saçma sapan yerlerden bana sırıtıyor sanki.  Tüm çabalarımı Kuzey Işıkları blogunun tatlı sahibesine borçluyum. Minnak tehdidi bir hayli işe yaradı :D Umarım devamını da getirebilirim. ^^

Mahşerin Dört Atlısı serisinin bir kitabı daha bitti ve ben resmen çığlık attım. Neden bu kadar az nedennnn... Nasıl biterrr...(bu arada sayfa sayısına dikkat!) Alıştığımın aksine ek bölüm de yoktu zaten. 
Neden yok. -_-
Okurken gözümde canlanan savaş sahneleri (Ah o sahneler.. Reaver abi sen neler yaptın yaa).. Her biri soluksuzca izlenen film etkisi bıraktı bende. Hala da çıkabilmiş değilim. 
Resmen okurken şekilden şekle girdim. Hem satırları su gibi içip hem de bitirmemeye çalışmak çok zordu. Efsaneye fazla ara vermeden okumuş olsamda (Çünkü 'Limos' tam yerinde bitmişti *_* )  yorum bu güne kısmetmiş. (Kaç sene sonra yazdığım önemli mi ki? 😇 )
Evet 'Ölüm' beklenenden fazlasıydı, hemde ölümcül bir fazlalık. *_* Yakışıklı, etkileyici ve sert görüntüsünün altında sakladığı yumuşacık bir kalp olan Thanatos'u tanımadan, hikayesine ortak olmadan daha fazla duramazdım. Evet az önce diğer adı 'Ölüm' olan, atlıların en korkutucusundan, Thanatos'tan bahsettim. Tüm şiddeti, öldürme arzusu hayatının kadınını tanıyıncaya kadardı. Regan!.. 
Than, tam 9 ay cehennem köpeğinin uyuşturucu etkisiyle yattıktan ve sınırsızca alışveriş kanalları izleyerek milyonlarca 10 kg bal 100 tl ( :P ) kampanyasını kaçırdıktan sonra, Hades abimizin de yardımıyla Ares'in evinden kaçar. İşte şimdi intikam vaktidir. Hem kendini oyuna getirerek bekaretini(!) alan ve mührünü riske sokarak kıyametin yaklaşmasını hızlandıran kadından, hem de onu aylarca yatağa mahkum eden en yakınlarından, kardeşlerinden.. 
Ölüm tüm şiddet ve azametiyle geri dönüyor!. 
Kapak böyle olmalıymış.. *_*  Dövmeyi görmeliydik :/
Hani ne kadar öfkelenmiş olsanız da sevdiklerinize dayanamazsınız, ya da intikamı erteleyerek kendinizi tatmin edersiniz ya, İşte Thanatos'da tam olarak bunu yaptı. Regan'ı bulup evine, Grönland'a geri getirdikten sonra içindeki intikam alma dürtüsüyle savaşırken, bir yandan da binlerce yıldır hayali olan şeyin, babalık duygusunun kollarına doğru çekilerek içindeki öfkeyi ve intikamı erteledi. 
Salgın'da bu sırada tabi ki boş durmuyordu. Başarabildiği her yönden saldırdı ve bebeği ele geçirmeye çalıştı. Salgın'ın, kıyametin gelmesi üzerine ettiği vaatler yüzünden Than'a en güvendikleri bile ihanet etti. (ahh ihanet edenlerin ortaya çıktığı kısımlar da içim burkulmuştu )
 Öte yandan Aegis'ın karışan kafası da ayrı bir dert... 
Kısacası, acaba ne olacak diyerekten bir bölüm, bir bölüm daha.. Bitmesi bir iki gün sürmedi sanırım. (Evet kötü bir alışkanlığımı ifşa etmiş oldum. Regan'ın OKB si gibi benımde BS hastalığım var. Bölüm Sonunu görmeden kitabı bırakamıyorum -_- )  Ve inanılmaz etkilendim. Bilmiyorum okuyan herkes benle aynı fikir de mi yoksa bana mı özgü. Neyse, her şeyi ile mükemmel olan bir kitabı bitirmiş olmanın burukluğu içime oturmuş bir şekilde yazımı sonlandırayım bari.
Serinin bir sonraki kitabı ben meraktan çatlayıp Azagoth'un önünden geçemeden önce geldi ama henüz okuyamadım 😢 
Ha unutmadan ekleyeyim. Evet çevirmen değişikliği başlarda biraz belli oldu. Yanı sıra birçok harf ya yanlış basılmış ya da eksikti ama hikayenin güzelliği ve konunu çekiciliği bunları görünmez kıldı :) 
Raseph'i okumak için sabırsızım 😍
Herkese Keyifli Günler ^^

Puanım:




5 Kasım 2015 Perşembe

SÜRPRİZ BALAYI - CHRISTINE BELL

Orjinal Adı : Down For The Count  
Yazar : Christine Bell
Sayfa : 351
Yayın evi : Nemesis Kitap
Çeviri : Pınar Polat
Tür : Günümüz Aşk
*****
Dudaklarını kıpırdatmak için kendini zorladı. " Benimle bir oyun oynamak istermisin?"
Galen'in yüzündeki o ifade umut muydu yoksa acıma duygusu muydu? Korkusunu bastırarak ağırlığını bir ayağından diğerine vererek onun cevabını bekledi.
Galen sonunda "Ne tür bir oyun?" dedi.
Lacey'nin kalbi şiddetlice atıyordu ve içindeki umut, kalbinin yerinden fırlayacak gibi çarpmasına neden oluyordu. " Ben daha önce hiç.. isimli bir oyun.."

Düğünü Lacey Garrity'nin en mutlu günü olması gerekirken, gördükleriyle büyük bir yıkıma uğrar.
 Nişanlısı hatta birkaç saat önce kocası olmuş kişiyi nedimesiyle, en yakınlarından biri olarak bildiği çocukluk arkadaşıyla yarı çıplak halde basar. Beyninden vurulmuşsa dönmüştür. O sırada bu olayı görmesini isteyeceği en son kişi de olaya tanık olur. Diğer en yakın arkadaşı Cat ve onun yakışıklı abisi Galen. 
Cat ortalığı yatıştırmaya çalışırken abisinden Lacey yi alıp götürmesini ister. 
Gittikleri kır evinde Lacey'nin olanları düşünmemesini ve üzülmemesini isteyen Galen, onu oyalamak için basit bir oyun önerir ve ikisinin de farkında olmadıkları bir çekimi ateşler.
Sabah olduğunda Lacey herkesten kaçmak için ayarlanmış olan balayına gitmek istediğini söyler ve artık bir eşi olmadığı için Galen in onunla gitmesini ister. İkilinin evli bir çift gibi gittikleri Porto Riko daki tatil köyünde aralarında geçenler ve yaşadıkları yakınlaşma ikisi için de unutulmaz olacaktır.. 

Neye niyet neye kısmet vakaları hep bende vuku buluyor :D Bir şey yazmak için Pc açıp, bambaşka bir şey yazarken kendimi buluyorum. Kitabı kaç ay önce okuduğumu bile unutmuşken hakkında yazı yazabileceğimi düşünmem saçma oldu ama bir şeyler karaladım sanırım >_< :D 
Kitabı çok sevdim. Yazarın daha önce de Kiralık Eş kitabını okumuştum ve bayılmıştım. Sürpriz Balayı kitabına da hevesle başladım ve beklediğim gibiydi. Tabi ki sırada Kiralık Sevgili var. ^^ 
Herkese Keyifli günler (:




16 Eylül 2015 Çarşamba

KÜÇÜK HIRSIZ - SENA YAVUZ

Yazar : Sena Yavuz
Sayfa : 416
Yayın evi : Martı Yayınları
Tür : Macera, Günümüz Aşk

*****
 O gün bitirdiğim birkaç şeyden biri 'Küçük Hırsız' kitabı. (Diğeri iş hayatım. Ne siz sorun ne ben anlatmaya başlayayım >_< ) 
Okuduğum ilk Wattpad kitabı olarak ne beklemem gerektiğini bilmeden başladım sayılır. Malum son dönemde oldukça büyük bir eğilim var. Seveni olduğu kadar eleştireni de var ve neredeyse her yayın evinden çıkan tazecik bir yazar var.  ^_^ Hepsinin ortak noktası Wattpad. Bence çok büyük bir şans. Hiçbir zaman yazar olabilecek kapasitem olmadı ama harika kitaplar yazan dostlarım oldu. Onların da bu şansı yakalaması, yazdıklarının değer bulması beni çok mutlu ediyor. (: 

"Ve kötü olan, prensese aşık olur.
Bizim hikâye fazlasıyla değişik."

Azra için hayatın onu mecbur bıraktığı şeylerden biridir hırsızlık. Hasta olan babaannesine hissettirmeden okulu bırakmış ve geçinebilmek için orada burada çalışmaya başlamıştır. Bir grup 'zengin züppe' tarafından işinden de olunca ilaç parası için alışkanlık haline getirdiği ödünç alma oyununa başvurur.  Yaşıtı olan ama dert tasa bilmeden gülümseyen o genç bu yüzden hedefi olmuştur. Yaşadıklarının hıncını almak ve kendince bir Robin Hood olmak. Farkında olmadığı şey ise o gencin, Ekin'in elinden kurtulamayacak, hatta onun sayesinde hayatının tamamen değişecek olmasıdır.
Hayatına sihirli değnekle dokunulan bir hırsız için neler değişecek ve bu değişim onun için nelere mal olacak?.  
"Bu hikayede mutlu son yok." 
Ama Anıl vaar.!! Ben bu kötü karaktere bayıldım. *_* Çok cool ^^ Onun bölümleri zevkle okudum. Hatta bırak Ekin'i. Orada Anıl varken Ekin de kim? demiş bile olabilirim. Kısaca #TeamAnıl *_*
Son olarak hikayede farkına vardığım bazı noktalara değineyim. Yazarımız bir hayli KDrama izliyor sanırım. Nereden, hangi diziden esinlendiği, o kısımlara geldiğim anda dudaklarımdan dökülüverdi :D Tabi ki kendi cümleleriyle harmanlayarak anlatmış. Bu yüzden göze batmıyor hatta kitaba yakıştığını bile söyleyebilirim. (:
Herkese Keyifli Günler ^^

Puanım:


15 Eylül 2015 Salı

AŞK YAĞMURU - JILL SHALVİS (Animal Magnetism, #1)

  Orjinal Adı : Animal Magnetism
Yazar : Jill Shalvis
Sayfa : 348
Yayın evi : Nemesis Kitap
Çeviri : Deniz Rukiyye Sakallı
Tür : Günümüz Aşk, Roman
*****
Okuduğu kitaba hemen yorum yazabilenlere çok imreniyorum ve kendime koca bir soru işareti hediye ediyorum. -_- Neden ben yapamıyorum? 
Bu kitabı aylar önce okudum. Hatta biraz daha zorlasam yıl olacak.(Çaktırmayın, Şuan da tekrar okuyor bile olabilirim O:) ) Bayıldığım harika detaylar vardı kitapta. Kızımızın hayvanlarla olan ilişkisi de öldüğüm kısımlardan sadece biriydi. *_* Yazarın anlatımını da çok sevdim. ^^ Okumak için sabırsız olduğum birkaç kitabı daha var. *_* 
Brady Miller hayatını, savaş meydanlarında, arkasında bıraktığı bir şey olmadığını bilerek cesurca savaşarak yaşamaya alışmış kiralık bir askerdir. Birlikte büyüdüğü ve kardeşleri olarak gördüğü Adam ve Dell onu sürekli yanlarına, Sunshine kasabasına davet ederler. O her defasında reddeder. Ta ki onlar hayır diyemeyeceği bir teklif sununcaya kadar. Bell 47 onun için atılan bir yemdir. Bu koca kuş, onun zayıf noktalarından biridir. Brady'nin karşı koyamayacağını biliyorlardır.  Kısa süreliğine gelmeye karar verdiği bu küçük kasabada Brady'nin arabasına arkadan toslayan biri, aracında sayısız garip hayvan olan bir kadın sayesinde tüm planları altüst olur. Ortama ve hayvan barınağının sahibi olan Lilah'ın tahmin edemediği davranışlarına alışmaya çalışırken kendini fena halde kaptırdığının farkında değildir. 

"Çünkü seninle aşka düşebilirim, Lilah. Öyle sert ve derin düşerim ki bir daha asla gün yüzüne çıkmak istemeyebilirim."
Lilah zorlukla nefes alıyordu. " Bunun nesi yanlış?"
"Boğulabiliriz!."

Peki bu aşk, gitmeye alışmış bir askeri kalmaya ve pembe panjurlu bir evde yaşamaya ikna edebilecek midir? :D

Herkese Keyifli Günler ^^  
Puanım:



13 Eylül 2015 Pazar

BEYAZ YAKALI SERSERİLER - JANET EVANOVICH (Kelle Avcısı Stephanie Plum - 17 )

 Orjinal Adı : Smokin' Seventeen
Yazar : Janet Evanovich
Sayfa : 336
Yayın evi : Martı Yayınları
Çeviri : Didem Uğur
Tür : Komedi, Polisiye, Macera,
Seri:
17 - Beyaz Yakalı Serseriler * 
18 - Kafası Güzel Serseriler
19 - Notorius Nineteen
20 - Takedown Twenty
21 - Top Secret Twenty-One

*****
Uzun süredir gözümün önünde olduğu halde ertelediğim bir kitaptı. Kapak tasarımı, ismi, konusu çok çekici geliyordu. Bir gün Stephanie Plum, gel kız buraya! dedim ve okumaya başladım diyebilirim. Serinin 17. kitabı olmasından mı neden bilmiyorum ama bir hayli zorlandım. Beynimde iç savaş çıktı. Bazı yerler harika ilerleyip beni heyecanlandırsa da, bazı kısımlar bir o kadar beni yordu. Okurken kendimle cebelleştim. Sürekli bir eksiklikten yakındım ama ne olduğunu çözemeden son sayfaya geldim. Kitabı henüz okumamış olanlara tavsiyem önce Aşk ve Para filmini izleyin ^^ Ben sonradan bulmuş olsam da filmi izleyince her şey yerli yerine oturdu diyebilirim. Sanırım tek tek okunabiliyor olsalar da benim bünye Kitapları seri olarak istiyor :D 
Kızımız evlenmiş boşanmış ve kendini işine adamış acımasız bir kefalet ofisi memuru. Elinden ne vampir kurtuluyor ne de başka biri. Onu korkutabilen tek şey erkek arkadaşının ürkütücü büyükannesi. Kadın bana göre komedi :D Bu arada stephanie nin seçim yapamadığı iki isim var. Biri yakışıklı polis ve görünürdeki sevgilisi Morelli, diğeri ise güvenlik şirketinin karizmatik sahibi Ranger.
 Seçmek bu kadar zorken annesi ve büyük annesi ona yeni bir talip bulurlar. 
Tüm bu karmaşada birde kefalet ofisinin (-ki kendisi oldukça kasvetli bir karavan) bulunduğu arsada cesetlerin ortaya çıkmasıyla her şey iyice karışır. Cinayetlerin sebebini öğrenmeye çalışırlarken olayların boyutu değişecek ve Stephanie için işler hiçte kolay olmayacaktır.. 
"Connie, Lula ve Vinnie çoktan gelmiş, arabalarını sokağın ilerisine park etmişlerdi. Olay yeri inceleme arabası, polis arabası, ambulans, televizyon uydu arabası yoktu. Vay be, cinayetsiz bir gün. Acayip rahatlamıştım."
Ne kadar ilk kitap beni zorlasa da ikinciyi de okuyacağım. Hatta şimdi konu hakkında bir fikrim olduğu için daha rahat ve zevkle okuyacağımı düşünüyorum ^^
Herkese Keyifli Günler :)

Puanım:


31 Ağustos 2015 Pazartesi

SENİN YERİNDE OLSAYDIM - LISA RENEE JONES

 Orjinal Adı : If I Were You
Yazar : Lisa Renee Jones
Çeviri : Hülya Bakça
Sayfa : 328
Yayın evi : Arkadya Bitter 
Seri : 
1 - Senin Yerinde Olsaydım* 
2 - Being Me
 3 - Revealing Us 
3.2 - Rebecca's Lost Journals
 4 - No In Between
 5 - I Belong to You
 6 - All of Me
*****
 Bir süre önce Arkadya yayınlarının yeni bir tarzla Arkadya Bitter'i çıkartacağı duyuruldu ve ardından sosyal paylaşım sitelerindeki alıntılarını görerek ilk kitabı feci şekilde merak ettik-ettim. :D
'Senin Yerinde Olsaydım' kadar beklediğim başka bir kitap daha olmadı sanırım. (Her şeyin yanı sıra Onda çok değerli kişilerin emeği var *_* ) Tabi ki elime geçer geçmez hemen okudum ama daha yeni yazabiliyorum (: Serinin devam kitabını, hatta yayın evinden çıkan diğer kitapları da merakla bekleyerek, ilk fırsatta okumayı planladığımı söylemeye gerek yok sanırım ^^
  
Kendi halinde bir öğretmen olan Sara, en yakın arkadaşı Ella'nın evinde unuttuğu günlük sayesinde sıradan hayatının bir hayli dışına çıkar. Önceleri günlüğün arkadaşına ait olduğunu zannetse de gerçeği kolayca öğrenir. Arkadaşı onu garaj satışlarından almıştır ve günlük Rebecca adında bir kadına aittir. 
 Ella'nın ani kararıyla başka bir ülkeye evlenmek için gitmesi üzerine günlük ve Rebecca'ya ait başka eşyalar Sara ya miras kalmıştır. İçeriğinde saplantılı bir seks hayatının anlatıldığı günlük Sara yı çok etkiler ve günlüğün bittiği yer, dahası Rebecca nın esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş olması ise gelinen son noktadır. Her şeyden çok Rebecca yı bulup nasıl olduğunu öğrenmek ve eşyalarını iade etmek isteyen Sara, Rebecca nın eşyaları arasında bulduğu bir broşür sayesinde Allure Sanat Galerisine gitmeye karar verir. Kapıdan girdiği anda Rebecca yı arayışı yerini, derinlerde saklı tuttuğu sanat sevgisinin açığa çıkmasına bırakacaktır. Galeri sahibi Mark Compton la tanıştığında ise Rebeccan ın yerine çalışmak için yaz sezonun da bir iş sahibi olmuştur. Amacı Rebecca hakkında ipucu bulmak olsa da kendini aşık olduğu işe kaptıracak ve hayranı olduğu ünlü bir ressamla tanışacaktır. Mark Compton ve Chris Merit arasındaki gövde gösterisine maruz kalan kızımızın ise kimi seçeceği gerçekten zor bir karar olacaktır.

Harikaydı!. Yazarın hikayeyi anlatış biçimi ve özellikle kitabın çevirisi çok akıcıydı. Sıkılmadan bir bölüm daha diyerek çabucak bitirdim. Hele son sayfada 'Nayııırrr!!' diye ciyaklamış bile olabilirim :D 
 Kitabı sevdim ve bunu daha nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Arkadya Bitter'in kapak tasarımları ise ayrı bir harika. Görsellik ve renkler, kapaktaki desenler gerçekten muhteşem *_* İyi ki orjinal kapakla basılmamış. ^^ Aslında oda fena değil ve genelde orjinal kapak taraftarıyımdır ama ilk bakışta bana Linda Howard - Kara Melek kitabını anımsatmıştı. Nitekim yanılmamışım :D O yüzden bu halini çok sevdim. *_* İkinci kitap nasıl olacak ve ne zaman çıkacak.. Büyük merak içerisindeyim (:
Herkese Keyifli Günler ^^

Puanım :





24 Ağustos 2015 Pazartesi

DÖNÜŞÜM - RACHEL VINCENT (Dönüşüm Serisi 5. Kitap)

Orjinal Adı : Shift
Yazar : Rachel Vincent
Sayfa : 413
Yayın evi : Pegasus Yayınları
Çeviri : Esra Doyuk
Tür : Fantastik, Macera
Seri : 
1 - Serseri
2 - Kaçak
3 - Gurur
4 - Tuzak
5 - Dönüşüm *
6 - Lider
*****
Kedilerimi özledikçe bu seriye sardığımı yada bu seriyi okudukça onları daha çok özlediğimi fark ediyorum. :/
 Dönüşüm serisi, özellikle Faythe hakkında pek çok arkadaşımla hemfikirim. Kızı zerre kadar sevmiyor ve çokça kıl oluyorum. -_-  Yinede okumaktan vazgeçemiyorum. Hikayenin özgünlüğü, farklılığı ve akıcılığı beni benden alıyor. Her kitapta bitmeyen bir heyecan dalgası sarıyor. Onca vampir, kurt adam ve fantastik hikayenin yanı sıra kediler bana farklı ve daha çekici geliyor. Gurur sürüsü ve onların içlerindeki kıdem savaşları gerçekten etkileyici. Faythe'nin çokça asi olması da arada insana çekici gelen bir şey. Ama hepsi o kadar -_- 
Kitabin başından sonuna kadar dayanılmaz derecede sinir harbi yaşadım. Dördüncü kitabin son yüz sayfasını hatırlayanlar beni anlayacaktır. >_<  Bazen kitaba dalıp Faythe'i tokatlamak, kendine getirmek, bazen de esas kız olmak dışında ne yaptı ki bu kadar seviliyor diye isyankar tiriplere girmek, bazen de dik duruşu ve başına buyruk halleriyle işte benim kızım diye alkış tutmak arasında gide gele, gide gele kafayı yedim. Zaten punto da küçük. -_-  Gözleri şaşı edercesine sayfaların içine gömülüp çıkamadım kitaptan. Bir bölüm daha okuyayım heyecan yatışsın, bölüm durgun bitsin bende huzurla uyuyayım dedim ama nerdee. Ya bir kitapta hiç mi tempo düşmez? 
Kitabı, yerme ile sevme arası gelgitlerim bittiğine göre konuya geçebilirim.(Biri 'nihayet!' mi dedi? O.o )

" Uğruna savaşılması gereken her şey zordur!"
 Sürü henüz yas tutarken, beklenmedik bir anda Kaci'nin dev bir Gökgürültüsü kuşu tarafından kaçırılmaya çalışılmasıyla işler iyice karışır. Kapıya dayanan savaş yetmezmiş gibi bir de bu kuşlar nereden çıkmıştır ki? Bu güne kadar gören ya da duyan olmadığı gibi haklarında bir şey bilen de yoktur. Tanımadıkları yeni bir düşmanla karşı karşıyadırlar. Gökgürültüsü kuşlarının orta güney gurur bölgesine saldırmasındaki amaç ne olabilir? Faythe sürüsünü kurtarmak için liderlik yolunda önemli kararlar verecektir.
Öte yandan Malone'un sinsi planları da tıkır tıkır işlemektedir. Liderliği Orta Güney Gurur bölgesinin elinden alabilmek için müttefikleri kendine çekmeye ve oy çoğunluğunu sağlamaya çalışmaktadır. Tabi bir de dişi kedileri kendi himayesine geçirerek ailesindeki erkek kedilerle evlendirmek istemektedir. Onun planlarına engel olabilmek gerçekten çok zor olacaktır. (Mendebur kedi ne olacak. -_- )
Bu arada Jace, Marc ve Faythe arasındaki gerilim ise tam gaz devam ediyordur. (Hatta bana daral geldi >_< ) Faythe bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. (Bir arkadaşımın* dediği gibi. Kedi değil mi? Nankörlük kanında var. :D )
Cinnetlik bir kitaptı. Lideri okumak için hem çok hevesli, hemde çok kararsızım :D İşin aslı Kitap Tutkusu diretmeseydi Dönüşüm'ü bile henüz okumamış olabilirdim. :D 
Devamı için tekrar gaz verse hiç fena olmaz hani ^^
Herkese Keyifli Günler..

Puanım:


18 Ağustos 2015 Salı

TEKLİF - EMILY SNOW

Orjinal Adı : Devoured
Yazar : Emily Snow
Sayfa : 303
Yayın evi : Novella Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Tür : Günümüz Aşk
*****
Bu yorumu sil baştan ikinci kez yazışım. İlk defasında olaya çok farklı bir yönden baktığımı fark ettim. Kitabı okuyanlar olarak sizde bir şeyler eksik gibi hissettiyseniz bendensiniz demektir. 
Yazarın daha önce de Medcezir (-ki yorumuma Buradan! ulaşabilirsiniz) kitabını okumuş ve çokta beğenmiştim. 
Teklif ise çok eksik yarım, ne bileyim böyle atlanarak yazılmış gibi geldi. Hep bir şeylerin eksikliğinden yakındım. Sayfalar çabucak akıp bitse de yeterli değildi sanki. Kitabın konusu birazcık klişelere dayalı. Özellikle şu sıralar TV dizilerinin en sevdiği konu olan, anlaşmalara dayanan bir birliktelik.  Yazarın kalemiyle farklı ve onlardan çok daha güzel olabilir dedim ve heyecanla okumaya başladım. Hatta kitap elime geçer geçmez sıradakini erteleyerek bunu öne aldım diyebilirim. Nitekim yazdığım yorumu düzenlerken, kitabın seri olup olmadığına, seri ise kaç kitap olduğuna bir bakayım dedim ve dınınınım!!.. Serinin 0.5 diye bir kitabi varmış. Yanı Teklif, serinin ikinci kitabı olduğu için bana bu denli eksik ve yarım gelmiş, ki cidden kitapta konunun öncesine değindirmeler yapılıyor ve aval aval bakmaktan kendini alamıyor insan. >_< (Şahsen ben öyle oldum -_- )
Her zamanki gibi canımm Kütüphanemden Kitap Manzaraları benim yakınmalarımı dinlerken bana o acı gerçekten bahsetti. Muhtemelen sadece net ortamında bir kitap olduğu için basılmamış ve doğal olarak bizimkilerce alınmamış olabilirmiş.. :'(
Fazlaca dertlenmişim sanırım, konuyu nereden nerelere çektim. Ama demesem içimde kalabilirdi. Acımı içime atarak, konuya dönmeye çalışayım bari :P
İşine oldukça bağlı ve çalışkan olan kızımız, en popüler dizilerden birinde kostüm işinde çalışıyordur. Patronuna göre bu iş için ölen onlarca insan varken Sienna'nın daha fazla çalışması gerekiyordur. Sienna'yı uzun süredir arayıp sormamış olan erkek kardeşi, üst üste aramaya başlayınca bir şeyler olduğunu anlar ve tam olarak da büyük bir sorunla karşılaşır. Büyük annesinin aldığı kredi karşılığında doğup büyüdükleri, dedesinden kalma evini ipotek ettirmiş ve ödeyemediği içinde elinden alınmış, hatta şimdiden satışı yapılmıştır bile. 
Patronundan kopardığı zoraki bir izinle doğup büyüdüğü kasabaya vardığında ise evi satın almış olan ünlü Rock yıldızıyla karşılaşır. O kişi, bundan iki yıl önce Sienna yı evinden kovanla aynı kişidir. Ve şimdi ikisinin de çok istediği bir şey vardır.
 O, Sienna'nin on gün boyunca kişisel asistanı, yanından ayirmadığı kölesi olmasını istemektedir. Sienna da büyük annesinin evini.
 İkisi arasında bir anlaşma yapılır. On gün onun asistanı olarak çalışacaktır ve ikisinin de uymaları gereken kurallar vardır. Bu on gün sonunda ev Sienna'nın olacaktır. 
"Benden ne istiyorsun?"
"Her şeyini.. Ama şimdilik... benim için çalışmanı istiyorum." 
Kısacık zaman diliminde yaşananlardan sonra, ikili arasındaki küllenmiş duygular tekrar alevlenecek ve işler karışacaktır. Konulan kurallar teker teker yıkılacaktır. Ama Lucas'ın hayatı sanılandan daha karışıktır..
Herkese Keyifli Günler ^^






13 Ağustos 2015 Perşembe

YAKUT KIRMIZI - KERSTIN GIER (Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer 1)

Orjinal Adı : Rubinrot - Liebe Geth Durch Alle Zeiten
Yazar : Kerstin Gier
Sayfa : 350
Yayın evi : Pegasus Yayınları
Çeviri : Firuzan Gürbüz
Tür : Fantastik, Aşk, Macera
Seri : 
1 - Yakut Kırmızı
2 - Safir Mavi
3 - Zümrüt Yeşil
*****
Uzun suredir alışveriş sitelerindeki tüm listelerimde, sepetlerim de olan, Gördüğüm her yerde girdiğim her kitapçıda el sürüp hasret giderdiğim serime sonunda bir sahafta kavuşmak nasip oldu.  *_*
Ben almak için ölürken birileri onu ikinci ele vermiş O.o Hemde hiç okunmamış gibi. Sahaf abinin dediğine göre, (dedikoduyu hiç sevmem O:) ) kızın birine doğum günü hediyesi olarak gelmiş ama o istemediği için, okumadan getirmiş bırakmış. Lagnn nasılll didim. Nasıl kıymış. :O Ama kıymasaydı ben alamayacaktım tabisi. O yüzden kız arkadaşımıza buradan coşkulu teşekkürlerimi yolluyorum. :*
Neyse efenim, kitaplarıma kavuşmuş olmanın mutluluğuyla hemen ilk kitaba başladım.. Ve Kısa surede bitti. :( Nasıl okudum, ne zaman bitti anlamadım. 
Konu çok güzeldi. Etkileyici ve heyecanlı ama diziler gibi de tam yerinde bitti. İkinci kitabi merak etmemiz için birçok gizem ve ucu açık konu vardı. Çozüm olarak hemen safir maviye başlamamı öneriyorum kendime :D 

" Sen hazırsan, bende hazırım. "

Gwendolyn, tüm tuhaflıkları ve ailesinden olan farklılıklarıyla on altı yaşında bir lise öğrencisidir. Kuzeninin miras aldığı harika! gen sayesinde zamanda ilk sıçramasını yapmasını bekleyen heyecanlı aile üyelerinin, onu ise yaramaz biri olarak görüyor olamaları umurunda bile değildir. Ta ki o gün, baş dönmesi artık dayanamadığı bir noktaya geldiğinde, kendisini geçmişte buluncaya kadar. Sadece birkaç dakikalık bir şey olsa da gerçeği fark etmiştir. Aile büyükleri bir hata yapmıştır. Çünkü zaman yolcusu olan kuzeni değil kendisidir. Birkaç sıçramanın ardından arkadaşı Leslie nin zoruyla durumu annesine söyler. Annesi ise olmamasını umduğu şeyin başına geldiğini öğrenince kızını hemen mabede, Kronografın olduğu yere götürür. 
Doğumundan itibaren aldığı eğitimin boşuna olduğunu öğrenen Charlotte ise bu armağanın kendisi yerine kuzeni Gwendolyn de olmasına karşı isyanlardadır. Öte yandan annesinin yüzünden hiçbir şey bilmeden büyüyen Gwendolyn olanlara tamamen hazırlıksızdır ve öğrenmesi gereken milyonlarca şey vardır. Yol arkadaşı olan Elmas yani Gideon, ayaklı kütüphane olmanın dışında fazlasıyla da kendini beğenmiştir. İkili, muhafızlar tarafından verilen görev için geçmişe giderken her defasında biraz daha yakınlaşmaktan kaçamayacaklardır. Bu sırada görevi tamamlamanın yanı sıra, kronografla ortadan kaybolan kuzeninin gizemini çözme isteği dayanılmaz bir hal alacaktır. 
"Zaman, çatlaklardan oluşan lanetli kader parçacıkları, düzeltmek için dünyaya geldiğim."
William Shakespeare
Neredeyse tüm kitabı bir kere de anlatacak olmamı bir yana bırakırsak, gözüme yinede eksik gelen bir yorum oldu. Anlatmaya doyamamak bu olsa gerek :D 
 Kitabı sevdim. Konuyu sevdim. Aralara serpiştirilmiş sözleri sevdim. Ben bu aşkla serinin devamını okuduktan sonra tekrar başa sarabilirim. ^^
Herkese Keyifli Günler (:





26 Temmuz 2015 Pazar

TANRIÇALARIN SAVAŞI - KENDARE BLAKE



" Ama onu seviyorum. Ondan nefret etsem de onu seviyorum. Eskiden bile bana bunu yapabiliyordu. En kötüsü de bu işte. Ölmekten daha kötü. Duvarlarımızın yıkılmasından daha kötü."
 Orjinal Adı : Antigoddess
Yazar : Kendare Blake
Sayfa : 416
Yayın evi : Martı Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Tür : Fantastik
*****
"Tanrıların arasında bir savaş süregelmekte. Bu bizim eğlence için yaptığımız, sonucunda şehirleri fethettiğimiz diğer savaşlara benzemiyor. Bu, Alacakaranlık, hepimizin ölümü. Ve bunu mücadele etmeden kabullenmeyenler var. "

Tanrılar birbirine savaş açtıklarında tüm düzen bozulmuştu. Ölümsüzlüklerinin yerini asla tahmin edemeyecekleri şekilde onları yakalayan ve yavaş yavaş eriten bir ölüm hali almıştı.
 Onlar cepheleşmiş iki kutuptular artık. Denizler tanrısı Poseidon, güzellik ve aşk tanrısı Afrodit ve Zeusun karısı Hera bir tarafta, sömürüye ve açılan savaşa sessiz kalamayan Athena, hırsızlar kralı Hermes ve diğerleri ise öteki tarafta.
 Ölüme adım adım yaklaşırken önlerine sunulan tek çözüm ise hiçbir şeyden haberi olmayan, basit sihirbazlık gösterileriyle eğlenen liseli bir kızdır. 
Cassandra her zamankinden daha gerçekçi şeyler(görüler) görmeye başladığında değişen şeylerinde farkına varır. Ona doğru gelen bilmediği ve çok büyük bir şey vardır. Tek sığınağı aşık olduğu çocuktur ama onun hakkında bilmediği pek çok şey vardır.
Casandra'yı bu iki gruptan  hangisi önce bulacak ve içinde sakladığı, onların peşine düşmelerine sebep olan büyük güç ne?. 

" Bir tanrının araba kullanma yeteneğinden şüphe ettiğimden falan değil ama" dedi Henry arka koltuktan, "en azından birkaç kilometrede bir önüne bakman gerekmezmi?"

Poseidon'u sarmış olan vahşiliği, Afrodit'in delilik hali ve Hera'yı taşlaştıran kini, öfkesi.. 
Hey bunlardan bazıları benim sevdiğim karakterlerdi. Mitolojiyi severim. Yunan mitolojisini ise çocukluğumun kahramanı Herkül'den ötürü daha çok severim. Ya da severdim mi desem. Bir an Herkül de Zeus la birlikte bir yerlerden fırlayacak, oda kötü tarafta olacak diye içim içimi yedi. 
Uzun süren bir okuma oldu benimki sanırım. İşe başladığım tarihe denk geldi ve tabiri caizse süründürdüm. Hiç elime alma fırsatım olmadı. En sonunda bende sayfa resimlerini çekmek gibi dahiyane bir fikir edindim. :D 
Kendare Blake in okuduğum ilk kitabıydı. Güzel bir hayal gücü ve güçlü bir kalemi var. Şimdiden listeme diğer kitaplarını da ekledim. 
Herkese Keyifli Günler (:




23 Mayıs 2015 Cumartesi

KARA KIŞ BEYAZ DÜŞ - FATMA ERDEK


Yazar : Fatma Erdek
Sayfa : 400
Yayın evi : Ephesus
Tür : Edebiyat
*****
"Ne kadar süreyle olursa olsun, bazen bir yudum nefes, bir avuç mavi ve bir tutam özgürlük, bir ömre bedeldi."

Almamın üzerinden geçen koca bir sene ve okumuş olmamdan sonra geçen aylar.. 
Yazarı kişilik olarak çok sevip takip etmeme rağmen kitabını okumak bir türlü nasip olmamıştı. Geçen sene ki fuarda ( 12. Bursa Kitap ve Eğitim fuarı yazıma Buradan! ulaşabilirsiniz ^^ )imza gününe denk gelince fırsat bu fırsat dedim ve Kara Kış Beyaz Düş kitabını aldım. Bu arada kendisiyle de tanışmış oldum tabi. (: Gerçekten çok tatlı ve samimi bir insan. Kanımın hemen kaynadığı sınıfa giriyor yani. ^^ 
Ben tarz olarak uçuk kaçık fantastik, gerçekle alakası olmayan ve dram barındırmayan kitapları daha rahat okuduğum için, bu türe kendimi hazır hissedinceye kadar kitabi elime alamadım. Anlatılanlara dayanarak değerli bir eser olduğunu biliyordum ve çar çur etmek istemedim. Nitekim elime aldım ve bırakamadim. O kadar bağlayıcıydı ki. 
"Büyüdükçe, küçülüyordum. Yoksunluğum artıyordu. Kaç yaşına gelmiş olursa olsun, içimdeki mahzun kız, babasını özlüyordu."

Kitap Zeyneb'in hakim olarak Erzurum da bir köye atanması ve orada akgül isimli bir genç kızı yanına yardımcı almasıyla başlıyor.  Hem geçmişe; Zeyneb'in çocukluğuna, genç kızlığına sürüklüyor sizi hemde bu gününe Akgül'e bağlıyor. Aslında aynı anda birçok anı paylaşan bir kitap. Yazar olayları harika bir örgüyle bütünleştirerek tamamlamış.

"Belki bir tür yüzleşmeydi bu. Ama ne ile yüzleşme? Kendimle? Geçmişle? Ölümle?"

Zeynep, Akgül'de kendini bulur, çünkü ayni kaderi paylaşıyorlardır. Zeyneb'in geçmişte onu anlayacak, derdini anlatacak kimsesi yoktur ama Akgul için Zeynep can yoldaşı, dert ortağı ve sığındığı limanı olur. Hikayeleri aşkları hayatları acıları ve göz pınarlarını zorlayan buruk mutlulukları.. 
Hele bir sahne vardı ki.. Bilmiyorum belki oraya kadar soluksuz okudum ve heyecanımı, gerilimimi ancak o noktaya kadar taşıyabildim. Ama tam o anda, o satırlarda kitaba ara verip, sanki Güven Binbaşı'nın sesinden dinlermiş gibi açıp bu türküyü dinledim..

 "Her bulanık su, bir süre sonra durulur... Her fırtına bir süre sonra yorulur... Her yangın bir an gelir, soğur. Geride izler kalmaz mı? Kalır elbette... Çamurdan bir yatak, kırık dallar, kıraç bir toprak..."

Kitabın kapağını kapattığımda dakikalarca öylece oturdum diyebilirim. Hikayenin bıraktığı etkiyi hissetmek ve kendi içimde tekrar gözden geçirmek için... 
Şimdilerde bu türküyü nerede duysam kitap geliyor aklıma. Harika bir bağlantı olmuş. Şuan bile yazarken şarkı da fonda çalmaya devam ediyor (: 
Bizden, içimizden, hep yaşanan ama fark edilmeden hazmedilen, ortaya çıkmadan yok olan hayatlar.. Anlatsam daha satırlarca şey yazabilirim. Ama ne kadarı yeterli olur bilemem. 
Kitap içeriğine fazla değinmeden yapılan enteresan bir yorum oldu ama o kadar etkileyici bir kitap, konu ki.. Herkesin okuyarak tatması fıkrındeyim ^^ İlk fırsatta yazarın diğer kitapları da alıp okumak istiyorum. 
Ellerine, kalemine ve yüreğine sağlık :) 
Herkese Keyifli Günler!.. ^^

 Puanım:




16 Nisan 2015 Perşembe

SINIRI AŞACAKSIN - CINDY GERARD

 Tufan.
Son zamanlarda hayatının hikayesi.
Lanet olasıca hayatının neredeyse tamamının hikayesi.
Orjinal Adı : Over The Line
Yazar : Cindy Gerard
Sayfa : 333
Yayın evi : Epsilon Yayıncılık
Çeviri : Selim Yeniçeri
Tür : Günümüz Aşk
*****
Jess ordudan ayrıldıktan sonra kendini öldürebilmek için her türlü kötü işi yapmış, büyük dövüşlerde para alarak rakibinden ölesiye dayak yemiş olsa bile hala hayattadır. Ringde her zaman uysal ve kendine hakimdir. Ta ki o kendini beğenmiş kas yığını, onun asker oluşuyla ilgili saçma dokundurmalar da bulununcaya kadar. Sonraki saniye kaybetmek zorunda olduğu dövüşteki rakibini yere sermesiyle işler karışmıştır. Ver ardından ise işten kovulmuştur. Askerdeyken kaybettiği işitme yüzdesi sayesinde adam gibi bir iş bulamaması kadar kötü olur, bulduğu işinden kovulması.
 Eski komutanı olan Nolan Garrett ve ona aylar önce yaptığı teklif aklına geldiğinde şansını denemek ister ve birkaç saat sonra West Palm Beach'e giden uçağın içindedir. No, onu beklediğinden daha iyi karşılar. Güvenlik şirketi olan bu yerde bir işi vardır artık ve önüne konan dosyayla da kardeşler tarafından kabul edildiğini anlamıştır. Koruması gereken bir Rock yıldızı vardır. Onun sadece koruması değil yanından ayrılmayacak gölgesi olacaktır. Ama ne Janey beklediği gibi biridir ne de iş umduğu gibi olacaktır.
Jess, şımarık, kibirli ve kendini beğenmiş bir ünlü ile başetmek onunla bar bar gezerek çıkardığı sorunlarla uğraşmak zorunda kalacağını zannederken bambaşka biriyle karşılaşır. Onca şaşaaya rağmen kendinden emin güçlü ve masum biriyle.. Ve Janey in başı tam da onun koruması altındayken derde girer. 
Janey in hayranlarından biri işin dozunu kaçırarak ve Janey i neredeyse öldürecekken yakalanmış ve hapse girmiştir. Onun hapisten çıkmış olması haberi Janey i çok etkiler. Üst üste gelen talihsiz olaylarla çıkmış olduğu turne iyice zorlaşır. Jess onu korumaya çalışırken aralarında olanlardan kaçamaz, çünkü Janey in görmezden gelinemeyecek bir güzelliği ve çekiciliği vardır. Janey de de durum farksızdır. Jess in o bebek görüntüsünün altında yatan şeyler onu sarar ve ikisi arasında olmaması gereken bir zamanda olmaması gereken bir çekim yaşanır. 

"Güzel araba." Janey kaputa yaklaştı.Elini metalik gümüş gövdede kaydırırken, "Harika bir rengi var," diye ekledi.
"Altmışbeş model Mustang (*_*) Bir klasik."

Şu kısımda öldüm, beni Mustang in tekerlekleri arasına gömdüler desem?.. *_* Süt mavisi arabanla bana gel.. diyerek kitabı sapıttırıp noktayı koyuyorum. 
Aslında bu kitabı Kütüphanemden Kitap Manzaraları'na almıştım. Genelde, hatta daha önce hiç birine aldığım kitabı okumadım. Bu benim kötü bir huyum sayılırdı ve kurmak için harika bir fırsattı. Düşünüyorum da eğer KKM daha önce bu kitabı okumamış olsaydı ben okumazdım sanırım. >_<  Yani bazı şeyler değişmiyor.
Uzun bir sure ara verdikten ve hangi kitabi okuyacağım karasızlığından sonra kitaba aşkla sarıldım resmen. Okudum çok sevdim ve pişman değilim. Kitabın çok güzel olmasının yani sıra KKM'nin kitabını okuyor olmanın tadı da bir başkaydı hani. 3:)
Daha sık yapmalıyımm..
Herkese Keyifli Günler.. ^^

Puanım:




16 Mart 2015 Pazartesi

AŞKA DÜŞÜNCE - MARIE FORCE (The McCarthys of Gansett Island 2)

"Onu çok seviyorum."
"Fakat ona aşık mısın?"
"Evet," diye fısıldadı yüzünü silerek. O akşam kapıdan çıktığı anda Janey'nin son şüpheleri de kaybolmuştu. "Hem de çok."
Orjinal Adı : Fool For Love
Yazar : Marie Force
Sayfa : 304
Yayın evi : Novella Yayınları
Çeviri : Nilgün Birgül
Tür : Günümüz Aşk
Seri Sıralaması : 
1 - Bir Aşk Çarpıntısı 
2 - Aşka Düşünce 
3 - Aşka Son Bir Şans
4 - Aşka Tutunan Kalpler
*****
Joe, en yakın arkadaşının kardeşine yıllardır delicesine aşık bir feribot kaptanıdır. Ana karaya yaptığı o seferinde feribotta Janey'de vardır. Onun nişanlısı David'e yıl dönümü sürprizi yapmak için yanına gittiği ve Boston da David ile olması fikri Joe ya tüm gününü zehir eder. Verdiği kısacık yemek molasında çalan telefonu her şeyi beklenmedik bir yöne çeker. 
Janey, David'a yaptığı, yapmaya çalıştığı sürpriz sırasında beklenmedik bir durumla karşılaşır. Onu arayamayacak kadar bile zamanı olmayan David, onların evinde ve birlikte seçtikleri yatağın içinde başka bir kadınladır. Aldatılmış olmanın şokunu atlatamayan Janey'nin anakara da arayabileceği ve o an yakın olmak istediği tek kişi Joe olur. Joe, olabilecek en hızlı şekilde yanına gider ve Janey i yıkılmış bir halde bulur. Teselli etmeye çalışırken bir yandan da kendini kaptırmamak ve Janey e olan duygularını ortaya çıkarmamak için çok uğraşır ama bu yakınlık Janey nin de onu fark etmesine ve aralarındaki çekimin artmasına sebep olur.
Tüm aileden gizlice başlayan ilişki ve karşı koyamadıkları bu şey giderek büyümektedir. Janey, joe ile yaşadıklarından sonra yıllardır aşk zannettiği şeyin gerçek duygularla hiç alakası olmadığını fark edecektir..  
****
"İkiniz barıştınız mı?"
"Sanırım, ama sonra her şeyi erkek kardeşlerine yumurtladı ve şimdi benim onu öldürmem gerekecek."
"Olamaz!" dedi Janey koridordan. " Öldürmene yardım edeceğim!"
****
İlk kitap gibi buda harikaydı ve bir güne bitti. Ne kadar zorlasam, ya azcık daha şu satırlarla mutlu olmak istiyorum desem de bitti :/ Seneye Marie Force ile girmiştim ve tüm yılımın öyle geçmesini istemiştim ve hey! dördüncü kitap çıktı bile *_* Yazarın anlatımı o kadar akıcı ve güzel, kendine bağlayıcı ki hemen Aşka Son Bir Şans demek istiyorum. Sonrada Aşka Tutunan Kalpler  *_*
Herkese Keyifli Günler!. ^^



7 Mart 2015 Cumartesi

MEDCEZİR - EMİLY SNOW

Cooper yoğun bakışlarını bana çevirdi. " Şaka mı yapıyorsun, Wills? Hayatımda tanıştığım en zor insansın sen. "
Yanılıyordu. Ben zor biri değildim.
Sadece temkinliydim.

 Orjinal Adı : Tidal
Yazar : Emily Snow
Sayfa : 304
Yayın evi : Novella Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Tür : Günümüz Aşk
*****
Kitap, birçok oyuncunun, bizim haberlerini dört gözle  takip ettiklerimizin hayatlarının bir özeti gibiydi. Birçoğu bu tür bağımlılıklarla savaşıyor ve yansıyan yada yansımayan pek çok şey yaşıyor. 
Willow, çocuk yaşta oyunculuk yapmaya başlamış ve sayamadığı kadar çok filmde rol almış bir aktristir. Üç yıl öncesinde yaşadığı bir olay sayesinde ciddi bir çöküşe girmiş ve uyuşturucuya bulaşmıştır. Tedavi olmak için, altı ay rehabilitasyon merkezinde kaldıktan sonra hayatındaki kötü dönemleri geride bırakmaya karar vermiştir. Her ne kadar onun için sürpriz olsa da, Menajeri ve ailesinin onun için ayarladıkları rolü kabul eder. Film Hawaii'de geçmekte olan eski bir film, Medcezir'in uyarlanmış tekrar çekimidir. 
Willow tüm ekipten birkaç hafta önce Hawaii ye gitmek ve çekimler için sörf eğitimi almak zorundadır. Ayarlanan sörf hocası Cooper, oldukça ukala, kendini beğenmiş ve fazlasıyla yakışıklı biridir. Willow, yeni bir başlangıç yaparak mesleğini, sevdiği işi yapmaya ve kötü alışkanlıklarını geride bırakmaya çalışırken, ikili arasında karşı konulamaz bir çekim ortaya çıkar. İkisinin de kendine sakladıkları büyük sırları vardır..
" Kendime güvenim yok, " diye fısıldadım. İşaret parmağının ucunu yanağımda dolaştırdı.
Kulağımın arkasını okşayıp parmak uçlarını dövmemde gezdirdi. Burası ve karnımdaki yaranın oduğu yer hatıraların acısıyla yandı. "Bunu da düzeltebiliriz." 
"Ayrıca çok bencilim," dedim en sonunda.
"Tanrım, Wills, ben de öyleyim."
Harika bir kitaptı. Kendimi sonlara doğru frenleme çalışmalarıma rağmen o kadar kısa sürede bitti ki. :/  Kitabın verdiği tattan uzun süre faydalanmak istedim ama olmadı. Konusuyla, yazarın anlatımıyla ve hikayesiyle harika bir kitaptı ^^ 
Herkese Keyifli Günler (:
 Puanım: