3 Puan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Puan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2015 Pazar

BEYAZ YAKALI SERSERİLER - JANET EVANOVICH (Kelle Avcısı Stephanie Plum - 17 )

 Orjinal Adı : Smokin' Seventeen
Yazar : Janet Evanovich
Sayfa : 336
Yayın evi : Martı Yayınları
Çeviri : Didem Uğur
Tür : Komedi, Polisiye, Macera,
Seri:
17 - Beyaz Yakalı Serseriler * 
18 - Kafası Güzel Serseriler
19 - Notorius Nineteen
20 - Takedown Twenty
21 - Top Secret Twenty-One

*****
Uzun süredir gözümün önünde olduğu halde ertelediğim bir kitaptı. Kapak tasarımı, ismi, konusu çok çekici geliyordu. Bir gün Stephanie Plum, gel kız buraya! dedim ve okumaya başladım diyebilirim. Serinin 17. kitabı olmasından mı neden bilmiyorum ama bir hayli zorlandım. Beynimde iç savaş çıktı. Bazı yerler harika ilerleyip beni heyecanlandırsa da, bazı kısımlar bir o kadar beni yordu. Okurken kendimle cebelleştim. Sürekli bir eksiklikten yakındım ama ne olduğunu çözemeden son sayfaya geldim. Kitabı henüz okumamış olanlara tavsiyem önce Aşk ve Para filmini izleyin ^^ Ben sonradan bulmuş olsam da filmi izleyince her şey yerli yerine oturdu diyebilirim. Sanırım tek tek okunabiliyor olsalar da benim bünye Kitapları seri olarak istiyor :D 
Kızımız evlenmiş boşanmış ve kendini işine adamış acımasız bir kefalet ofisi memuru. Elinden ne vampir kurtuluyor ne de başka biri. Onu korkutabilen tek şey erkek arkadaşının ürkütücü büyükannesi. Kadın bana göre komedi :D Bu arada stephanie nin seçim yapamadığı iki isim var. Biri yakışıklı polis ve görünürdeki sevgilisi Morelli, diğeri ise güvenlik şirketinin karizmatik sahibi Ranger.
 Seçmek bu kadar zorken annesi ve büyük annesi ona yeni bir talip bulurlar. 
Tüm bu karmaşada birde kefalet ofisinin (-ki kendisi oldukça kasvetli bir karavan) bulunduğu arsada cesetlerin ortaya çıkmasıyla her şey iyice karışır. Cinayetlerin sebebini öğrenmeye çalışırlarken olayların boyutu değişecek ve Stephanie için işler hiçte kolay olmayacaktır.. 
"Connie, Lula ve Vinnie çoktan gelmiş, arabalarını sokağın ilerisine park etmişlerdi. Olay yeri inceleme arabası, polis arabası, ambulans, televizyon uydu arabası yoktu. Vay be, cinayetsiz bir gün. Acayip rahatlamıştım."
Ne kadar ilk kitap beni zorlasa da ikinciyi de okuyacağım. Hatta şimdi konu hakkında bir fikrim olduğu için daha rahat ve zevkle okuyacağımı düşünüyorum ^^
Herkese Keyifli Günler :)

Puanım:


18 Ağustos 2015 Salı

TEKLİF - EMILY SNOW

Orjinal Adı : Devoured
Yazar : Emily Snow
Sayfa : 303
Yayın evi : Novella Yayınları
Çeviri : Gülfem Çırak
Tür : Günümüz Aşk
*****
Bu yorumu sil baştan ikinci kez yazışım. İlk defasında olaya çok farklı bir yönden baktığımı fark ettim. Kitabı okuyanlar olarak sizde bir şeyler eksik gibi hissettiyseniz bendensiniz demektir. 
Yazarın daha önce de Medcezir (-ki yorumuma Buradan! ulaşabilirsiniz) kitabını okumuş ve çokta beğenmiştim. 
Teklif ise çok eksik yarım, ne bileyim böyle atlanarak yazılmış gibi geldi. Hep bir şeylerin eksikliğinden yakındım. Sayfalar çabucak akıp bitse de yeterli değildi sanki. Kitabın konusu birazcık klişelere dayalı. Özellikle şu sıralar TV dizilerinin en sevdiği konu olan, anlaşmalara dayanan bir birliktelik.  Yazarın kalemiyle farklı ve onlardan çok daha güzel olabilir dedim ve heyecanla okumaya başladım. Hatta kitap elime geçer geçmez sıradakini erteleyerek bunu öne aldım diyebilirim. Nitekim yazdığım yorumu düzenlerken, kitabın seri olup olmadığına, seri ise kaç kitap olduğuna bir bakayım dedim ve dınınınım!!.. Serinin 0.5 diye bir kitabi varmış. Yanı Teklif, serinin ikinci kitabı olduğu için bana bu denli eksik ve yarım gelmiş, ki cidden kitapta konunun öncesine değindirmeler yapılıyor ve aval aval bakmaktan kendini alamıyor insan. >_< (Şahsen ben öyle oldum -_- )
Her zamanki gibi canımm Kütüphanemden Kitap Manzaraları benim yakınmalarımı dinlerken bana o acı gerçekten bahsetti. Muhtemelen sadece net ortamında bir kitap olduğu için basılmamış ve doğal olarak bizimkilerce alınmamış olabilirmiş.. :'(
Fazlaca dertlenmişim sanırım, konuyu nereden nerelere çektim. Ama demesem içimde kalabilirdi. Acımı içime atarak, konuya dönmeye çalışayım bari :P
İşine oldukça bağlı ve çalışkan olan kızımız, en popüler dizilerden birinde kostüm işinde çalışıyordur. Patronuna göre bu iş için ölen onlarca insan varken Sienna'nın daha fazla çalışması gerekiyordur. Sienna'yı uzun süredir arayıp sormamış olan erkek kardeşi, üst üste aramaya başlayınca bir şeyler olduğunu anlar ve tam olarak da büyük bir sorunla karşılaşır. Büyük annesinin aldığı kredi karşılığında doğup büyüdükleri, dedesinden kalma evini ipotek ettirmiş ve ödeyemediği içinde elinden alınmış, hatta şimdiden satışı yapılmıştır bile. 
Patronundan kopardığı zoraki bir izinle doğup büyüdüğü kasabaya vardığında ise evi satın almış olan ünlü Rock yıldızıyla karşılaşır. O kişi, bundan iki yıl önce Sienna yı evinden kovanla aynı kişidir. Ve şimdi ikisinin de çok istediği bir şey vardır.
 O, Sienna'nin on gün boyunca kişisel asistanı, yanından ayirmadığı kölesi olmasını istemektedir. Sienna da büyük annesinin evini.
 İkisi arasında bir anlaşma yapılır. On gün onun asistanı olarak çalışacaktır ve ikisinin de uymaları gereken kurallar vardır. Bu on gün sonunda ev Sienna'nın olacaktır. 
"Benden ne istiyorsun?"
"Her şeyini.. Ama şimdilik... benim için çalışmanı istiyorum." 
Kısacık zaman diliminde yaşananlardan sonra, ikili arasındaki küllenmiş duygular tekrar alevlenecek ve işler karışacaktır. Konulan kurallar teker teker yıkılacaktır. Ama Lucas'ın hayatı sanılandan daha karışıktır..
Herkese Keyifli Günler ^^






19 Ocak 2015 Pazartesi

DENİZ TANRIÇASI - P. C. CAST

 " Kedinin ne olduğunu biliyorsun, değil mi? " 
Dylan, CC'nin ıslak saçlarından bir tutamı parmağına dolayarak, " insan soyundan kadınların yakın müttefiki, kedigillerden bir yaratık." dedi. Bir an bir şey hatırlamış gibi durdu, sonra "Balık yemeğe bayılırlar, " dedi ve o da gülmeye başladı. 
Orjinal Adı : Godness Of The Sea
Yazar : P. C. Cast
Sayfa : 446
Yayın evi : Pegasus
Çeviri : Sevinç Tezcan Yanar
Tür : Fantastik, Aşk
Seri Sıralaması : 
1 - Deniz Tanrıçası
2 - Bahar Tanrıçası
3 - Işık Tanrıçası
4 - Gül Tanrıçası
5 - Aşk Tanrıçası
6 - Truva Tanrıçası
7 - Efsane Tanrıçası
*****
Deniz tanrıçası kitaplığımın uzun süreli misafirlerindendi. Sürekli erteleyip durdum. Başlıca sebep bir serinin ilk kitabı olması ve ikinciyi isteyip alamama çekincesiydi-ki ikinciyi kesinlikle istiyorum. Her seferinde araya başka kitaplar girdi ve ben ona yöneldim Deniz Tanrıçası da arka sıralara kaydı.
 Doğum gününde herkes tarafından unutulan Teğmen Christine içinde harekete geçen duygularla ve içkinin etkisiyle bir rituel yapar ve kutsal anadan, Toprak Tanrıçasından bir dilek diler. Hayatında Biraz Sihir. Bu dileği sonucu biraz değil, bir hayli sihirle karşılaşır. Görev için bindiği uçak kaza yaparak denizin orta yerine çakılır. Tam ölecekken onu kurtaran bir deniz kızı sayesinde istediği sihir onu bulmuştur. Artık biraz değil fazlasıyla sihirli bir dünyanın parçasıdır ve kurtulmasının tek yolu ölümsüz aşkını bulmaktır.
Evet klasikleşmiş denizkızı masalı olduğunu söyleyebilirim. Bazı yerlerde 'poff >_<' gibisinden hallere de girdim. Hatta bir bölümde kitabı duvara fırlatarak; nedeeennnn!.. diyerek filimvari hareketler sergileyesim de geldi. Ama kitaba bütün olarak bakmayı tercih ediyorum. Genel olarak sevdim. Her şeye rağmen farklı bir hikayeydi. 
Son olarak finalde beklediğimi bulamadım maalesef. -_-  Ben ikinci el olarak aldım kitabı ve bir an birinin, satan kişinin komplo kurduğunu falan zannettim. Okumuş olanlar beni anlayacaktır :) Netice de seriye bir şans daha vererek ikinci kitabı da okumak istiyorum. Bakalım onda işler nasıl ilerleyecek :)
Herkese Keyifli Günler. ^^



24 Kasım 2014 Pazartesi

MİLYONLUK GÜNAHKAR DÜET - C. L. PARKER

  " Meğer doğruymuş: Aşkı aramayı bıraktığımızda o bize gelirmiş. Ve kalbimizi tutsak edip altüst etmeyi beceren kişi de genelde hiç beklemediğimiz kişi olurmuş."
 Orjinal Adı : A Million Guilty Pleasures
Yazar : C. L. Parker
Sayfa : 288
Yayın Evi : Novella Yayınları
Çeviri : Ilgın Yıldız
Tür : Yetişkin, Aşk
Seri Sıralaması :
Milyonluk Günahkar Düet #2
*****
Milyonluk Kirli Sır'ı hızlı okumama rağmen ikincide beni yavaşlatan bir duygu karmaşası vardı. Yazarın ilk kitapta hissettirdiği hikaye azalmış gibiydi. Bilemiyorum. :/ Sanki karakterlerin aşk anlayışları sadece seksten ibaret gibiydi. Yada hissettikleri duyguları anlatmak için başka bir yol bilmiyorlar gibi.. Tamam kitabın türü gereği bunu fazla görmemeliyim ama ne bileyim. Farklı veya eksik gelen bir şeyler vardı bana göre. Neyse.. 
" Unutma: Çamurdan ve balçıktan kırmızı çiçek filizlenir. Ay'a uzanmak için her şeyin üstesinden gelir."
Noah, Lanie'yi terk edip gittikten sonra, ne kadar uzak kalmaya çalışmış olsa da aralarındaki çekim karşı konulmazdır. Lanie'nin annesi mucizevi bir şekilde donör listesinde ilk sıralara gelerek kalp ameliyatı olduğunda bu işte kimin parmağı olduğunu fazla aşikar sanırım.  
 Noah Crawford!.. 
 Tutkulu bir kavuşmanın ardından, Lanie annesiyle ilgilenmek için onlarla birlikte kasabaya dönmeye karar verir ve ayrılık yine kaçınılmazdır. Aradan geçen birkaç haftada, Noah daha fazla dayanamaz ve bir gece ansızın Lanie ummadığı bir teklif yapar.
Öte yanda kırmızı lotusta gözü olan David , Noah'ın arkasından çevirdiği işlere tam gaz devam ederken buna Lanie'yi dahil etmeye çalışır ve olaylar bir hayli karışır. 
Sevimli!! Sanırım eksik bir tabir oluyor ama bu kitaptaki karakterler esprili kişilikleriyle bana çok sevimli geliyor. Bu alışılmışın dışında ve fazlasıyla çekici ^^
 Seri hoş bir tasarıma ve harika bir finale sahip. Kütüphanem de olduğu için mutluyum. 
Herkese keyifli günler. (:

Puanım:




6 Ekim 2014 Pazartesi

MİHENK TAŞI - EDITH WHARTON

   "En kötüsü de hiçbirimiz okumayı bırakamıyoruz; ahlaksızlık kadar sinsi ve iyi ahlak kadar bezdirici..."
Orjinal Adı : The Touchstone
Yazar : Edith Wharton
Sayfa : 107
Yayın evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Özlem Sığırtmaç
Tür : Edebiyat, Aşk
*****
 Ne yönden bakacağımı bilmediğim bir kitaptı sanırım. 
Tanınmış bir yazar olan Bayan Aubyn'in Glennard'a hissettiği aşkın büyüklüğü ve ölümünden öncesine kadar ona yazdığı sayısız mektup. 
Öte yandan Glennard'ın başka bir kadına, Alexa'ya olan aşkına kavuşabilmek için yazılan mektuplar üzerinden kâr sağlaması...
Üç karakteri de anlamaya çalıştım. Mesela Bayan Aubyn'in yerinde olsam hortlar gelirdim sanırım :P 
Glennard'ı da anlıyorum. Sevdiği kadından ayrı kalmamak için gereken parayı bulabilmek adına her şeyi yapmaya hazırdı.
Alexa'nın durumu öğrenince duyduğu hayal kırıklığı...
Son olarak, o kadar çok değinilmesine rağmen bir nüsha bile mektup konulmamış -_- 
Aşırı meraklı biri olarak birkaç örnek okumayı çok isterdim. 
Herkese Keyifli Günler ^^
 Puanım:



31 Temmuz 2014 Perşembe

MASUMİYET ÇAĞI - EDİTH WHARTON

"Aşkın dokunuşlarla beslendiğini biliyordu; ama kemiklerinden bile daha yakın olan bu tutku, dokunmayı gerektirmiyordu."
"Oradaydılar: birbirine yakın ve güvende; ama farklı kaderlerinede bir o kadar bağlı. " 

Orijinal İsim : The Age of İnnocence
Yazar : Edith Wharton
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Gizem Genç
Sayfa Sayısı : 359
Tür : Edebiyat, Klasik, Aşk

****
Tanıtımdan :  Kendisini kıta Avrupa'sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa'dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı. 
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu. 
May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer'ın kalbi ise Madam Olenska'daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer'a duyduğu sevgiden... 
Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti? 
Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika'da da Avrupa'da da aşktı... 
****



Yazarın okuduğum ilk kitabı ve farklı bir kalemi oluğu inkar edilemez. Genel olarak çabuk sıkılan yada ayrıntılarla başa çıkamayan biri olan ben, Masumiyet Çağı'nı okurken 1800'lü yılların New York'unda, tüm o isimlerin, moda kurallarının, ünvan savaşlarının, nefretleri ve akrabalık ilişkilerinin.. Kısaca yazarın bu kadar çok ince detayı, bu kadar ustalıkla sıralayarak anlatabilmiş olmasına hayran kalarak okudum.  
İlk kez kitabın tanıtımını da ekliyorum. Bence kitap için biraz yanıltıcı olmuş gibi. 
Archer ile evlenmek için entrikalar kuran 'May' , ayrı olduğu halde ünvanı ve parasını kaybetmemek adına kocasından boşanmayan 'Madam Olenska'..
Archer'ın alışılmışın dışını özleyen ve özgür olmak isteyen ruhu.
 Tanıtımı okuyunca, beklediğimden farklı ve etkileyici karakterlerle karşılaşmak beni şaşırtsa da sevdim.
Kitap, sessizce gözlerde ve yüreklerde yapılan anlaşmalar, yarım kalmış duygulardan ibaret gibi..
Klasik tutkunları için bir ziyafet.
Son olarak değinmeden geçemeyeceğim, her bir detayın ayrıntılarıyla işlenmiş olduğu kitapta finali çok yavan buldum :P
Keyifli okumalar ^^

Puanım:




22 Mayıs 2014 Perşembe

KUZEY & GÜNEY - ELIZABETH GASKELL

" Dünya üzerinde hiçbir gülüş yoktur ki gözyaşının kardeşi olmasın." 
-Elliott- 

Orjinal Adı : North And South
Yazar : Elisabeth Gaskell
Tür : Edebiyat
Sayfa Sayısı : 656
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Derman Kızılay

***
Margeret, teyzesinin yanında geçirdiği uzun yılların ardından, kuzeninin düğünü sonrası baba ocağı Helstone'a geri döner.
Dönüş yolundaki hayalleri, özlemleri çok farklıdır. Doğayı, yeşili, kırları, ağaçları ve temiz havaya hasret kaldığı yılların acısını çıkaracaktır. Babasıyla birlikte döndüğü kasabası bıraktığı gibidir. 
Annesi Bayan Hale, kızının yaşadığı zengin ve lüks ortamdan çıkarak kendilerinin mütevazı ve kısıtlı hayatına alışamayacağını düşünse de durum tam tersidir.
 Nitekim o güzel kasaba da uzun sure kalıcı da değillerdir. 
Babası Bay Hale'in kilise ile sorunları sonrası istifası ve başka bir yerde, sanayi kenti olan Milton'da özel öğretmenlik yapmaya karar vermesi koca bir değişikliğin ve Margaret'in omuzlarına binen yükün habercisidir. 
Taşındıkları yerde onları bekleyenler ve alışkın olmadıkları hayat.. Tanık oldukları olaylar ve yaşadıkları.. 
 Kuzey ve Güneyin, iki zıt kutbun, inatlaşmaları ve kabullenemedikleri aşkları sizi çok etkileyecek. Bu tarzı sevenler için tam bir ziyafet diyebilirim. Ama benim için fazla ağırdı sanırım. :p
Zamane romanlarına, hikayelerine alışmışım galiba. Kelime yoğunluğu beni fena halde yordu. :/ 
Sessiz ve huzurlu bir ortamda okunması gereken bir eser ama benim başım fazla kalabalık :D
Keyifli okumalar ^^
puanım :