Altın Bilek Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Altın Bilek Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2014 Cumartesi

KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM (Bir Alex Sedaka Romanı ) - DAVİD KESSLER

 " İnsanın karakterini iyileştiren ölümün kendisi değil, ölümün gölgesinde yaşıyor olmaktır.."
Orjinal Adı : I Know Who You Are
Yazar : David Kessler
Sayfa : 406
Yayın evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Zuhal İnal Baycılı
Tür : Macera, Polisiye, Gerilim
*****
Kitabı bitirmemin üzerinden sadece dakikalar geçti ve ben daha fazla dayanamadım. Bu yorumu yazmalıyım. 
Epeydir bu kadar soluk kesici bir şey okumamıştım. 
Aslında epeydir aşk romanlarının dışında bir şey okumadığımı fark ettim. :p Her neyse, Alex Sedaka romanı resmen ilaç etkisi yaptı.
İnanılmaz bir kurguya sahip ve beni resmen kitabın başına hapsetti. Şurayı okuyayım, Şurayı da okuyayım diyerekten rüyamda bile olayı çözmeye çalıştım. Ama bitti. :/ 
Tahminlerimin çoğu tutmadı ama tutanlar beni hayrete düşürmekten geri kalmadı. Her polisiye, gerilim gibi buda kendine göre epey çıldırtıcı gizemlere sahipti. 
California valisine giderek idam cezasının kaldırılmasını isteyen, arka kapakta yazıldığı gibi mahkum Chuck Burrow'un annesi değil, maktulün annesidir. Alex Sedaka davayı devraldıktan sonra 14 saat içinde mahkumun suçsuzluğunu kanıtlamak ve idam cezasını kaldırmak, en azından erteletmek için elinden geleni yapar. 
Kitap, bu 14 saat içerisindeki koşuşturma ve incelemeleri konu alıyor. Araştırdıkça ortaya çıkan gerçekler Chuck Burrow'un kurtulmasına yetecek mi yada Dorothy'nın annesinin son isteğini gerçekleştirebilecek mi? 
Harika bir kitap ama daha fazla detaya girerek spoiler verme riskini göze alamam. Çünkü birileriyle konuşup anlatmak için çıldırır vaziyetteyım. :D
" Kung Fu'nun ölümsüz sözlerinden biridir: Aradığım, Tüm cevapları bilmek değil, Daha çok soruları anlamaktır."
Siz sadece elinize alın ve kitabı okumaya başlayın. Devamı gelecek. 
Keyifli Günler (Hala etkisindeyim ^^ )

Puanım:



6 Ekim 2014 Pazartesi

MİHENK TAŞI - EDITH WHARTON

   "En kötüsü de hiçbirimiz okumayı bırakamıyoruz; ahlaksızlık kadar sinsi ve iyi ahlak kadar bezdirici..."
Orjinal Adı : The Touchstone
Yazar : Edith Wharton
Sayfa : 107
Yayın evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Özlem Sığırtmaç
Tür : Edebiyat, Aşk
*****
 Ne yönden bakacağımı bilmediğim bir kitaptı sanırım. 
Tanınmış bir yazar olan Bayan Aubyn'in Glennard'a hissettiği aşkın büyüklüğü ve ölümünden öncesine kadar ona yazdığı sayısız mektup. 
Öte yandan Glennard'ın başka bir kadına, Alexa'ya olan aşkına kavuşabilmek için yazılan mektuplar üzerinden kâr sağlaması...
Üç karakteri de anlamaya çalıştım. Mesela Bayan Aubyn'in yerinde olsam hortlar gelirdim sanırım :P 
Glennard'ı da anlıyorum. Sevdiği kadından ayrı kalmamak için gereken parayı bulabilmek adına her şeyi yapmaya hazırdı.
Alexa'nın durumu öğrenince duyduğu hayal kırıklığı...
Son olarak, o kadar çok değinilmesine rağmen bir nüsha bile mektup konulmamış -_- 
Aşırı meraklı biri olarak birkaç örnek okumayı çok isterdim. 
Herkese Keyifli Günler ^^
 Puanım:



16 Eylül 2014 Salı

GECE GEÇEN GEMİLER - BEATRİCE HARRADEN

 " Çok önemsemek ve kederlenmek, aşama bir; hâlâ fazlasıyla önemsemek ve kederlenmek, aşama iki; daha az önemsemek ve kederlenmek, aşama üç; hiçbir duygunun kalmaması, aşama dört. "  
 Orijinal İsim : Ships That Pass in the Night
Yazar : Beatrice Harraden
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Nil Çelebi
Sayfa Sayısı : 158
Tür : Edebiyat, Aşk
*****
"Herkes yalnızdır," dedi, "Ama herkes bunun farkında değildir."
*****
Monoton bir hayat yaşayıp, hayata düz bir çizgiden bakarak kendisini çocukluğundan itibaren çalışmaya vermiş, sevgi nedir bilmemiş ve kendisinden başka kimseye değer vermemiş genç bir kadının, Bernandine'in hastalığı üzerine dinlenmek ve tedavi için gittiği Petershof'ta, tanıdığı hayatlar ve Huysuz bir adamla olan sıra dışı dostluğunun ilerleyişi, birlikte fark ettikleri, yeniden tutunup öğrendikleri yaşam.. 
 Kitabin konusu gerçekten çok güzeldi. Hiç bir kitaba bu kadar post-it yapıştırmamıştım sanırım. :P 
O kadar harika cümlelerle bezenmişti ki dayanamadım..
Mutlaka okunulası bir eser :)
*****
"Kitap yazmış olan herkes, şu an zaten yazılmış olan kitapların tozunu almaktan memnun kalsaydı, dünya ne kadar düzene girmiş ve ne kadar iyi bir yer olurdu!"
Keyifli Okumalar ^^
Puanım : 


29 Ağustos 2014 Cuma

SERAFİNA - MİNE DURAN

" O güne kadar çocuk gibi yaşamamışsınız. Meme emmemiş, kucağa alınmamışsınız. Sevgiyi bilmemiş, sevilmemişsiniz hiç. Başınız okşanmamış, sevindirmemiş sizi hiç kimse. Öpmekten, öpülmekten bihaber gelmişsiniz bu yaşa. Gök gürültüsünden korktuğunuzda sığınacak kucak bulamamışsınız. Kimsesizlik denirdi düpedüz bunun adına. "
Yazar : Mine Duran
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Sayfa Sayısı : 261
Tür : Edebiyat, Roman
****
 Okurken zaman nasıl aktı bilmiyorum. Hayrete düştüğüm tanımlar ve karakterlerle süslenmiş bir kitaptı. Her bölümde ayrı bir heyecanla çevirdim sayfaları. Bazı yerlerde 'ne oluyo la O.o ben nerdeyim' misali hislere kapılsam da bu okuma aşkımı körüklemekten başka bir işe yaramadı. 
Kısacası çok sevdimm ^^
Rusya da işlerin sarpa sarmasıyla, karısı ve en küçük kızını alıp Karadeniz üzerinden Türkiye'ye sığınan bir askeri doktor. 
Arkada bıraktığı 3 küçük kızının acısını atlatamayan, acıları katlayarak yok olan bir eş ve hayattaki tek amacı ailesi saydığı insanlara hizmet etmek olan bir dadı. 
Eşinin trajik ölümüyle kendini karamsarlığa bırakan Nicholei bey ardına bakmadan gittiğinde , küçük kızını dadı Anfisa'ya emanet etmişti. Dadı onu, kendince olabilecek en iyi şekilde büyüttü ama bir şey eksikti; Sevgi... 
Sevgisiz ve garip hikayelerle büyüyen bir genç kızın kendi zihninde kurduğu yeni dünyasında, ona yapılan hiçbir kötülük cezasız kalmıyordu.. 
İki dünyası birbirine karıştığında bunu durdurabilecek hiç kimse olmayacaktı..
Gerçekten ürkütücü ve kendine bağlayıcı bir eser.
Keyifli okumalar (:

Puanım:


31 Temmuz 2014 Perşembe

MASUMİYET ÇAĞI - EDİTH WHARTON

"Aşkın dokunuşlarla beslendiğini biliyordu; ama kemiklerinden bile daha yakın olan bu tutku, dokunmayı gerektirmiyordu."
"Oradaydılar: birbirine yakın ve güvende; ama farklı kaderlerinede bir o kadar bağlı. " 

Orijinal İsim : The Age of İnnocence
Yazar : Edith Wharton
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Gizem Genç
Sayfa Sayısı : 359
Tür : Edebiyat, Klasik, Aşk

****
Tanıtımdan :  Kendisini kıta Avrupa'sının kökleşmiş ve kemikleşmiş alışkanlıklarından soyutlayarak, yeni tarz bir yaşama biçimi ve yeni tarz bir sosyete yaratmak hevesindeki Amerikan burjuvazisi, kendilerine Avrupa'dan geçmiş pek çok alışkanlığı küçümserken, aslında benzer bir hayatın içinde yaşadıklarını bilmiyorlardı. 
Hayata bakışları da öyleydi. Bir kadın için en kötü evlilik dul kalmaktan daha iyiydi. Ama evlenilecek erkeğin duruşu, sosyal statüsü ve serveti, seçimleri zora sokuyor, bayanlar arasındaki rekabeti arttırıyordu. 
May, Archer ile evlenmek konusunda çok istekliydi; Archer'ın kalbi ise Madam Olenska'daydı ve onun kocasından boşanıp kendisiyle evlenmesi için elinden geleni yapıyordu. Madam Olenska ise, ne servetten vazgeçiyor, ne de Archer'a duyduğu sevgiden... 
Gizlice yapılmış anlaşmalar, kadınların ayak oyunları, gizli buluşmalar, küçük ama ayıp karşılanan tensel yaklaşımların gölgesinde var olmaya çalışan bir aşk... Ama kimin aşkı daha gerçekti? 
Hem kıtalar ne fark ediyordu ki? Aşk, Amerika'da da Avrupa'da da aşktı... 
****



Yazarın okuduğum ilk kitabı ve farklı bir kalemi oluğu inkar edilemez. Genel olarak çabuk sıkılan yada ayrıntılarla başa çıkamayan biri olan ben, Masumiyet Çağı'nı okurken 1800'lü yılların New York'unda, tüm o isimlerin, moda kurallarının, ünvan savaşlarının, nefretleri ve akrabalık ilişkilerinin.. Kısaca yazarın bu kadar çok ince detayı, bu kadar ustalıkla sıralayarak anlatabilmiş olmasına hayran kalarak okudum.  
İlk kez kitabın tanıtımını da ekliyorum. Bence kitap için biraz yanıltıcı olmuş gibi. 
Archer ile evlenmek için entrikalar kuran 'May' , ayrı olduğu halde ünvanı ve parasını kaybetmemek adına kocasından boşanmayan 'Madam Olenska'..
Archer'ın alışılmışın dışını özleyen ve özgür olmak isteyen ruhu.
 Tanıtımı okuyunca, beklediğimden farklı ve etkileyici karakterlerle karşılaşmak beni şaşırtsa da sevdim.
Kitap, sessizce gözlerde ve yüreklerde yapılan anlaşmalar, yarım kalmış duygulardan ibaret gibi..
Klasik tutkunları için bir ziyafet.
Son olarak değinmeden geçemeyeceğim, her bir detayın ayrıntılarıyla işlenmiş olduğu kitapta finali çok yavan buldum :P
Keyifli okumalar ^^

Puanım:




9 Haziran 2014 Pazartesi

PİRİ REİS'İN SIRRI - CENK KAYAKUŞ

"Şans, tesadüflerden ilham alan bir şairdir. Bize de yazdığı dizeler arasında kaybolmak düşüyor sadece..."

Yazar : Cenk Kayakuş
Eser Alt Başlık : Bir Hakan Geda Macerası
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Tür : Macera, Gerilim
Sayfa Sayısı : 398

***
Geçmişin ve günümüzün harmanlandığı birkaç kitap okumuştum. Bazıları çok sıkıcıydı, hatta kara listemde olanlar bile var.. Bazılarıda ise eh işte, olayı anlamaya çalışırken birazcık bocalamış olsam da hikayeleri güzeldi.
 Piri Reis'in sırrı da başlarda o tarz kitapları anımsattı ve giriş kısmındaki açıklamalar, detaylar beni biraz yordu. Ama kısa sürede hikayenin akışına kapıldım ve bambaşka bir macerada buldum kendimi.. 
Birçok hayat hikayesi ve onlarca duygu bir aradaydı. 



Piri Reis'in haritaları üzerinde araştırma yaparak, kayıp 20 yılı üzerine teorik kitaplar yazan Fikret Mansur bir gün esrarengiz bir biçimde kaçırılır.  
Öte yandan, Piri Reis'in son ikametgahı olan Kilitbahir'de restorasyon işlemleri sırasında bir keşif yapılır. Bulunan belgeler incelenmek için Hakan Geda'nın da içinde olduğu arkeoloji ekibine gönderilir. 

  Piri Reis, o haritalarla ne anlatmak istemiştir ve satırlara saklanmış sır nedir? Hakan ve ekibi sırrı çözebilmek için, konu hakkında bilgisi olabilecek herkesi toplarlar ama en çok ihtiyaç duydukları ismin, yani Fikret'in kaçırılmış olduğunu öğrenirler. Bağlantıyı kurabilmek ve kayıp profesörü bulabilmek adına kendilerini büyük bir maceranın kollarına atarlar.
Diğer tarafta, denizin millerce ötesinde, içinde milyonerlerin bulunduğu dev transatlantik Somalili korsanlar tarafından soyulup esir alınır. Korsanların bunu yaparken ki amaçlarının ne olduğuna ise çok şaşıracaksınız. 
Birçok farklı konunun aynı döngüde olması kafamı karıştırsa da, sonu çok güzel bağlanmıştı. Her şey, tüm olaylar örgüsü, bir zincirin halkaları gibi ardı ardına dizildi ve buluştu. Bu yönünü çok sevdim.  Bir Hakan Geda macerası içinde olmak muhteşemdi. Okudukça hayrete düşeceğiniz satırlar sizi bekliyor diyebilirim. ^^

***
Buda kitapta bahsi geçen Kilitbahir Kalesi. Tarih içerikli romanlar okumayı sevme nedenlerimden birisi de bu sanırım. Bana bilmediğim şeyleri, farkında olmadığım güzellikleri gösteriyor. Mimarisi gerçekten muhteşem *_*



Keyifli okumalar ^^ 

Puanım:



22 Mayıs 2014 Perşembe

KUZEY & GÜNEY - ELIZABETH GASKELL

" Dünya üzerinde hiçbir gülüş yoktur ki gözyaşının kardeşi olmasın." 
-Elliott- 

Orjinal Adı : North And South
Yazar : Elisabeth Gaskell
Tür : Edebiyat
Sayfa Sayısı : 656
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çeviri : Derman Kızılay

***
Margeret, teyzesinin yanında geçirdiği uzun yılların ardından, kuzeninin düğünü sonrası baba ocağı Helstone'a geri döner.
Dönüş yolundaki hayalleri, özlemleri çok farklıdır. Doğayı, yeşili, kırları, ağaçları ve temiz havaya hasret kaldığı yılların acısını çıkaracaktır. Babasıyla birlikte döndüğü kasabası bıraktığı gibidir. 
Annesi Bayan Hale, kızının yaşadığı zengin ve lüks ortamdan çıkarak kendilerinin mütevazı ve kısıtlı hayatına alışamayacağını düşünse de durum tam tersidir.
 Nitekim o güzel kasaba da uzun sure kalıcı da değillerdir. 
Babası Bay Hale'in kilise ile sorunları sonrası istifası ve başka bir yerde, sanayi kenti olan Milton'da özel öğretmenlik yapmaya karar vermesi koca bir değişikliğin ve Margaret'in omuzlarına binen yükün habercisidir. 
Taşındıkları yerde onları bekleyenler ve alışkın olmadıkları hayat.. Tanık oldukları olaylar ve yaşadıkları.. 
 Kuzey ve Güneyin, iki zıt kutbun, inatlaşmaları ve kabullenemedikleri aşkları sizi çok etkileyecek. Bu tarzı sevenler için tam bir ziyafet diyebilirim. Ama benim için fazla ağırdı sanırım. :p
Zamane romanlarına, hikayelerine alışmışım galiba. Kelime yoğunluğu beni fena halde yordu. :/ 
Sessiz ve huzurlu bir ortamda okunması gereken bir eser ama benim başım fazla kalabalık :D
Keyifli okumalar ^^
puanım :

 


21 Nisan 2014 Pazartesi

ASLA BAŞKASINI SEVME - SUSANNA DUBOT

"Savaş cehennemdir! Bu kadar kişi ölürken hayatta kalmayı hak etmemiştim.."
Yazar : Susanna Dubot
Orjinal İsim : Never Love Another
Yayın Evi : Altın Bilek Yayınları
Çevirmen : Mehtap Çakır
Sayfa Sayısı : 80
***
Kısacık, mini minnacık bir kitap ama içine çok şey sığdırılmış. Satırlarına saklanmış aşkı, tutkuyu, merhameti, acıyı, hüznü ve sadakati görmemek elde değil.. Her biri umulmadık bir anda sarıyor insanı. Ve gerçekten etkileyici. Kısa olmasından bahsetmiş miydim :/ Neyse...
Louis ve Felix çocukluk aşkı. Hemde gerçek anlamda. Fakat sınıf farkı burada da onlar için engel.. Bir Baron'un oğlu ve sıradan bir çiftçinin kızı... Hikayedeki imkansız aşk gözlerden kaçmadı sanrım. Felix, her şeyi göze alıp yinede Louis ile evlenmek ister ama Baron çoktan kararını vermiştir. Oğlu onu subay olarak temsil ederek gururlandıracaktır. İtiraz etmek Felix'in elinde olan birşey değidir.. 
Aradan geçen 6 yıl, Louis'den çok şeyler götürdüğü gibi yeni şeylerde katar. Artık 22 yaşında, iki çocuk annesi dul bir kadındır. Hayatı belirli bir rutinle ilerlerken ansızın aldığı bir haberle dünyası tepetaklak olur. Şavaşa gittikten sonra hiç haber alamadığı ve öldü sandığı Felix, ilk aşkı geri dönmüştür. Hemde beklenmedik bir şekilde ve tahmin edilemez bir halde.. 
Bu etkileyici ve bağlayıcı kitabı elinize aldığınız tek seferde bitirerek, etkisini uzun süre hissedeceğinize eminim. 
Louis'in fedakarlıkları ve bitmeyen büyük aşkı sizleri çok etkileyecek ve kötü haber, kısa oluşuna üzüleceksiniz :/ 
Alıştığımız üzere kitabı Kitap Tutkusu ve Kütüphanemden Kitap Manzaraları ile okuduk. Yorumları için isimlere tıklamanız yeterli ^^
Herkese keyifli okumalar...

Puanım: