8 Ocak 2016 Cuma

Takıntılı Şarkım Teri Meri , Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon ve Bir Parça Nefis Jalebi ^^

 
Yeni yıldaki ilk yazımı yazıyorum ve umarım devamını getirebilirim ^^
Yine farklı şeylerden derlediğim bir yazı olacak sanırım.  :/ 
YouTube de dolanırkene bir arkadaşımızın paylaştığı şu videoya denk geldim. 
Video; şimdilerde acayip popüler olan, Kanal 7 nin yeni gözdesi Bir Garip Aşk dizisi için hazırlanmıştı. 2011 - 2012 yapımı olan bu diziye geçen sene bir ara başlamış ve nedendir bilinmez pek çok şey gibi yarım bırakmıştım. >_<  Yarım bile sayılamaz aslında. 400 bölümlük diziyi 50. bölümde bırakmışım :P  Bu video ile aşkım depreşti ve dedim tutma kendini, diziye yeniden başla. 
Çalıştığım için Tv'den takip edemiyorum. Aslında bir iki kere izledim ama bazı yerlerinin kesilmiş olduğu dikkatimi çekti. Dedim dur sen ve dön alt yazılılaraa. :D  Neyse efenim, diziyi tadını çıkartarak izliyorum. şuan 288. bölümde falanım. Bitirince detaylı bir yazı yazarım belki. Malum Bollywood benim yumuşak karnım. ^^ 
Dizide bir yerde Teri Meri şarkısı eşliğinde Arnav ve Kushi tarafından sergilenen bir dans var. 
Bodyguard filminden sonra çalma listemin değişmeyen bir şarkısıydı zaten ama dizi sayesinde ona da aşkım depreşti. Takıntılı şarkılarım arasında girdi ve günde minimum 5 kez dinlemezsem uyuyamıyorum -_-
Lafı geçmişken hemen şarkımızı da dinleyelim (:
Ve gel gelelim varmak istediğim sonuca. 
Hani bazen dizi veya filmde ısrarla yenen veya kullanılan şeyleri merak ederiz ya, bizimki de aynen öyle bir mesele işte. Kushi Kumari Gupta Singh Raizada ( :D ) dizide üzülünce, telaşlanınca vs sürekli Jalebi denen tatlıdan yapıyor ve öyle bir yeme şekli var ki resmen ağız sulandırıyor. 
bkz. -_-
(Sonunda Arnav'ı da bizi de kendine benzetti :D )
Yeter bu kadar seyir diyerekten bizde yapmaya karar verdik. -_-
Nasıl olacak? Yapabilecek miyiz? Sevecek miyiz? Hatta, acaba zehirlenir miyiz? sorularının ardına saklanmayı bıraktık ve işe giriştik. :D
Gayet basitti ve gerçekten çok güzel oldu. Tarifi Nefis Yemek Tarifleri  sitesinden aldık. Kendimizce yaptığımız ufacık değişikliklerle denedik.
 Örneğin; Şerbet ölçüsünü arttırdık, zerdeçalı biraz fazla koyduk ve biz hamuru iki saat bekletmeye sabredemedik :D Son olarak da ağzı kapalı saklama kabına koyduk -_- Oysa ilk başta öyle çıtır ve güzel olmuşken, Saklama kabında yumuşamıştı :( Yine de tek bir parça bile kalmadı :D
Hadi sizde yapın ve hep birlikte Jalebi yiyelimm ^^
Şimdiden Afiyet Olsun (:

5 Kasım 2015 Perşembe

SÜRPRİZ BALAYI - CHRISTINE BELL

Orjinal Adı : Down For The Count  
Yazar : Christine Bell
Sayfa : 351
Yayın evi : Nemesis Kitap
Çeviri : Pınar Polat
Tür : Günümüz Aşk
*****
Dudaklarını kıpırdatmak için kendini zorladı. " Benimle bir oyun oynamak istermisin?"
Galen'in yüzündeki o ifade umut muydu yoksa acıma duygusu muydu? Korkusunu bastırarak ağırlığını bir ayağından diğerine vererek onun cevabını bekledi.
Galen sonunda "Ne tür bir oyun?" dedi.
Lacey'nin kalbi şiddetlice atıyordu ve içindeki umut, kalbinin yerinden fırlayacak gibi çarpmasına neden oluyordu. " Ben daha önce hiç.. isimli bir oyun.."

Düğünü Lacey Garrity'nin en mutlu günü olması gerekirken, gördükleriyle büyük bir yıkıma uğrar.
 Nişanlısı hatta birkaç saat önce kocası olmuş kişiyi nedimesiyle, en yakınlarından biri olarak bildiği çocukluk arkadaşıyla yarı çıplak halde basar. Beyninden vurulmuşsa dönmüştür. O sırada bu olayı görmesini isteyeceği en son kişi de olaya tanık olur. Diğer en yakın arkadaşı Cat ve onun yakışıklı abisi Galen. 
Cat ortalığı yatıştırmaya çalışırken abisinden Lacey yi alıp götürmesini ister. 
Gittikleri kır evinde Lacey'nin olanları düşünmemesini ve üzülmemesini isteyen Galen, onu oyalamak için basit bir oyun önerir ve ikisinin de farkında olmadıkları bir çekimi ateşler.
Sabah olduğunda Lacey herkesten kaçmak için ayarlanmış olan balayına gitmek istediğini söyler ve artık bir eşi olmadığı için Galen in onunla gitmesini ister. İkilinin evli bir çift gibi gittikleri Porto Riko daki tatil köyünde aralarında geçenler ve yaşadıkları yakınlaşma ikisi için de unutulmaz olacaktır.. 

Neye niyet neye kısmet vakaları hep bende vuku buluyor :D Bir şey yazmak için Pc açıp, bambaşka bir şey yazarken kendimi buluyorum. Kitabı kaç ay önce okuduğumu bile unutmuşken hakkında yazı yazabileceğimi düşünmem saçma oldu ama bir şeyler karaladım sanırım >_< :D 
Kitabı çok sevdim. Yazarın daha önce de Kiralık Eş kitabını okumuştum ve bayılmıştım. Sürpriz Balayı kitabına da hevesle başladım ve beklediğim gibiydi. Tabi ki sırada Kiralık Sevgili var. ^^ 
Herkese Keyifli günler (:




12 Ekim 2015 Pazartesi

KARANLIKTA - LAURA KAYE - (Hearts in Darkness - 1 )


Orjinal Adı : Hearts in Darkness
Yazar : Laura Kaye
Sayfa : 160
Yayın evi : Novella Yayınları
Çeviri : Güneş Demirel
Tür : Aşk, Macera, Yetişkin
Seri ; 
1 - Karanlıkta
2 - Love in the Ligh

*****
Bu kısacık ama bir o kadar vurucu etkiye sahip olan kitabı çok sevdim. Hikayenin, iki karakterin bakış açısını da bizlere sunması çok hoş. Böylece 'karanlıkta' kalan bir kısım olmadı gözümde. 
Kitaplara giriş cümlesi olarak Shakespeare'in sözü konulunca ilk sayfadan kitap benim biriciğim oluveriyor :D Ama bu kitap; o kadarla kalmayan, birkaç saati anlatmış olsa da bizde harika hisler uyandıran ve son sayfayı okurken mutlu bir sırıtış, 'keşke bitmeseydi' ya da ' ikinci ne zaman çıkacak ki??' gibi sitemleri de ardında bırakmış olabilir. ^^
" Aşk gözlerle değil zihinle görür; bu yüzden kanatlı Aşk Tanrısı kördür. "  
Tutku dolu bir asansör macerasına var mısınız?
Makenna bir yandan asansöre yetişmeye, öte yandan da telefonunu ve ardında sürüklediği çantalarını toparlamaya çalışırken kapıyı onun için tutan adamın yüzüne hiç bakamadı. Onun hakkında aklında kalan tek şey kolundaki ejderha dövmesiydi. 
Caden ise gördüğü ilk anda dağılmış olan saçlarına ellerini daldırmak istedi ama Makkenna ya ait aklında kalan tek özelliği kızıl saçlarıydı.
 Asansör hareket etti ve bir anda her şey karardı. 
İki yabancı, birbirini hiç görmemiş iki insan ve birlikte geçirecekleri, ne kadar süreceğini bilemedikleri karanlık saatler. 
Caden korkularını makenna sayesinde yenecek. Makenna ise Caden'ın yanında kimsenin yanında hissetmediği kadar muhteşem hissedecektir. Daha önce kimseyle rahatça konuşamadıkları kusurlarını, korkularını ve anılarını, karanlık her şeyin üzerini örterken rahatça konuşabilecekler ve birbirine hiç olmadığı, hiç kimseyle olamadıkları kadar yakın hissedeceklerdir. 
Peki ışıklar yandığında ve yaşadıkları onca şeyden sonra birbirlerini ilk kez gördüklerinde geriye bunlardan hangisi kalacaktır? 

Puanım;


4 Ekim 2015 Pazar

KÂBUS KULÜBÜ SERİSİ - ANNIE GRAVES

" Hayal gücü olmayan birinin sıkılması çok normal! "
Yazar : Annie Graves 
Yayın evi : Martı Genç - Martı Yayınları
Çeviri : Çiğdem Köfüncü
Tür : Gençlik, Korku
Seri :
1 - İmdat! Abim Bir Zombi *
2 - Aynadaki Yansıma *
3 - Bir Köpeğin Kahvaltısı *
4 - Hamster Katili *
5 - Küçük Frankenstein'lar
6 - Kurt Isırığı
7 - Şeytan Bakıcı
8 - Lanetli Yumurta
*****
Kâbus Kulübüne katılmanız için yapmanız gereken tek şey; gerçekten ama gerçekten korkunç bir hikaye anlatarak ev sahibi Annie'yi ikna etmek. Bu sayede babanızı arayarak, gelip sizi almasını söylemek zorunda kalmazsınız. ^^ 
Annie'nın gelenekselleşmiş Cadılar Bayramı gecesinde tüm arkadaşları onda yatıya kalmaya gelir ve yine gelenek üzerine herkes sırayla en korkunç hikayeyi anlatır. Hikayenin ürkütücü ve korkunç olması için bir parça gerçek ve fazlasıyla inandırıcı olması gerekmektedir. Yoksa kovulursunuz!
Her kitapta farklı bir arkadaşın anlattığı korkunç hikayeye yer verilmiş. 
Bu çocuklar böyle kadar korkunç hikayeleri nasıl anlatabiliyor. o.O Bu gençler çıldırmış olmalı. >_<
Eğlenceliydi :D Dört kitabı tek seferde okudum sanırım ^^ Annie nın kurbağası Reçel ve muhteşem siyah kediciği Cırmık'ı çok sevdim :D
Annie'nın dediği gibi; Bu hikayelerden sonra uyumam imkansız. Korkumu bastırmanın tek yolu bir öykü daha okumak :D 
Peki sıradaki hikaye ne zaman çıkacak? (:

Puanım:





24 Eylül 2015 Perşembe

Gerçekten Bayramlaşalım Mı??

Pek çok insan için harika bir kaçış olsa da ben bayramlarda seyranlarda atılan hazır resimleri, mesajları hiç sevmiyorum. Daha doğrusu samimi bulmuyorum. Laf olsun diye atılan hazır mesajlara karşıyım. O mesajlara birkaç örnek vereyim...



vs.. vs..

Bunlar yerine basitçe sana özel olduğunu düşündüren, yani gerçekten bayramını kutladığını hissettiren iki kelime, birkaç cümle bile daha güzel bence. 
Teknolojinin nimetleri diyerek insanlar kolaya kaçar oldu. Bul bir tane Afilli mesaj sonra tüm listene postala. Kutladın mı? Kutladın, daha ne olsun dimi ama? 
Sevmiyorum, sevemiyorum ben. -_- Bilmiyorum çoğu kişi hayırsızlıkla suçluyordur beni, ya da sadece bunu mu yazmış gibi triplere giriyordur. Ben buyum arkadaş. Hazır mesaj yollamıyorsam, bir resim bulup tüm listeme postalamıyorsam da, kendi cümlelerimle bir şeyler karalamışsam bil ki özelsin. Daha ne olsun. (:
İşte bende bunlara, bana o şekilde mesaj, resim atanlara aşağıda göreceğiniz şekilde cevap veriyorum bir suredir.

Kısa ve öz. Ayrıca eşit samimiyette :P Elden gelen bu kadar.

Reklamlara, filmlere konu olan replikle bitireyim yazımı. "Nerede o eski bayramlar!." Erkenden kalkar hazırlanır, babamın camiden dönmesini beklerdik. Sonra birde ailece resim çekilirdik. Yaşlısı, genci, çocuğu, büyüğü... Hep birlikte... 
Üst üste iki bayramı ailemsiz geçirdiğimden midir nedir bilmiyorum ama şu sıralar o bayramları daha çok özlüyorum. >_<

Herkes için musmutlu, içten ve samimi, kalıplara sıkıştırılmamış bir bayram olmasını dilerim.. 
Bayramımız Mübarek Olsun ^^



16 Eylül 2015 Çarşamba

KÜÇÜK HIRSIZ - SENA YAVUZ

Yazar : Sena Yavuz
Sayfa : 416
Yayın evi : Martı Yayınları
Tür : Macera, Günümüz Aşk

*****
 O gün bitirdiğim birkaç şeyden biri 'Küçük Hırsız' kitabı. (Diğeri iş hayatım. Ne siz sorun ne ben anlatmaya başlayayım >_< ) 
Okuduğum ilk Wattpad kitabı olarak ne beklemem gerektiğini bilmeden başladım sayılır. Malum son dönemde oldukça büyük bir eğilim var. Seveni olduğu kadar eleştireni de var ve neredeyse her yayın evinden çıkan tazecik bir yazar var.  ^_^ Hepsinin ortak noktası Wattpad. Bence çok büyük bir şans. Hiçbir zaman yazar olabilecek kapasitem olmadı ama harika kitaplar yazan dostlarım oldu. Onların da bu şansı yakalaması, yazdıklarının değer bulması beni çok mutlu ediyor. (: 

"Ve kötü olan, prensese aşık olur.
Bizim hikâye fazlasıyla değişik."

Azra için hayatın onu mecbur bıraktığı şeylerden biridir hırsızlık. Hasta olan babaannesine hissettirmeden okulu bırakmış ve geçinebilmek için orada burada çalışmaya başlamıştır. Bir grup 'zengin züppe' tarafından işinden de olunca ilaç parası için alışkanlık haline getirdiği ödünç alma oyununa başvurur.  Yaşıtı olan ama dert tasa bilmeden gülümseyen o genç bu yüzden hedefi olmuştur. Yaşadıklarının hıncını almak ve kendince bir Robin Hood olmak. Farkında olmadığı şey ise o gencin, Ekin'in elinden kurtulamayacak, hatta onun sayesinde hayatının tamamen değişecek olmasıdır.
Hayatına sihirli değnekle dokunulan bir hırsız için neler değişecek ve bu değişim onun için nelere mal olacak?.  
"Bu hikayede mutlu son yok." 
Ama Anıl vaar.!! Ben bu kötü karaktere bayıldım. *_* Çok cool ^^ Onun bölümleri zevkle okudum. Hatta bırak Ekin'i. Orada Anıl varken Ekin de kim? demiş bile olabilirim. Kısaca #TeamAnıl *_*
Son olarak hikayede farkına vardığım bazı noktalara değineyim. Yazarımız bir hayli KDrama izliyor sanırım. Nereden, hangi diziden esinlendiği, o kısımlara geldiğim anda dudaklarımdan dökülüverdi :D Tabi ki kendi cümleleriyle harmanlayarak anlatmış. Bu yüzden göze batmıyor hatta kitaba yakıştığını bile söyleyebilirim. (:
Herkese Keyifli Günler ^^

Puanım:


15 Eylül 2015 Salı

AŞK YAĞMURU - JILL SHALVİS (Animal Magnetism, #1)

  Orjinal Adı : Animal Magnetism
Yazar : Jill Shalvis
Sayfa : 348
Yayın evi : Nemesis Kitap
Çeviri : Deniz Rukiyye Sakallı
Tür : Günümüz Aşk, Roman
*****
Okuduğu kitaba hemen yorum yazabilenlere çok imreniyorum ve kendime koca bir soru işareti hediye ediyorum. -_- Neden ben yapamıyorum? 
Bu kitabı aylar önce okudum. Hatta biraz daha zorlasam yıl olacak.(Çaktırmayın, Şuan da tekrar okuyor bile olabilirim O:) ) Bayıldığım harika detaylar vardı kitapta. Kızımızın hayvanlarla olan ilişkisi de öldüğüm kısımlardan sadece biriydi. *_* Yazarın anlatımını da çok sevdim. ^^ Okumak için sabırsız olduğum birkaç kitabı daha var. *_* 
Brady Miller hayatını, savaş meydanlarında, arkasında bıraktığı bir şey olmadığını bilerek cesurca savaşarak yaşamaya alışmış kiralık bir askerdir. Birlikte büyüdüğü ve kardeşleri olarak gördüğü Adam ve Dell onu sürekli yanlarına, Sunshine kasabasına davet ederler. O her defasında reddeder. Ta ki onlar hayır diyemeyeceği bir teklif sununcaya kadar. Bell 47 onun için atılan bir yemdir. Bu koca kuş, onun zayıf noktalarından biridir. Brady'nin karşı koyamayacağını biliyorlardır.  Kısa süreliğine gelmeye karar verdiği bu küçük kasabada Brady'nin arabasına arkadan toslayan biri, aracında sayısız garip hayvan olan bir kadın sayesinde tüm planları altüst olur. Ortama ve hayvan barınağının sahibi olan Lilah'ın tahmin edemediği davranışlarına alışmaya çalışırken kendini fena halde kaptırdığının farkında değildir. 

"Çünkü seninle aşka düşebilirim, Lilah. Öyle sert ve derin düşerim ki bir daha asla gün yüzüne çıkmak istemeyebilirim."
Lilah zorlukla nefes alıyordu. " Bunun nesi yanlış?"
"Boğulabiliriz!."

Peki bu aşk, gitmeye alışmış bir askeri kalmaya ve pembe panjurlu bir evde yaşamaya ikna edebilecek midir? :D

Herkese Keyifli Günler ^^  
Puanım: